DİNLEME METİNLERİ
1. (s.11)
Ömer: Alo!
Harun: Merhaba Ömer. Şu an otoparktayım. Spor salonuna nasıl gelebilirim?
Ömer: Şimdi otoparktan çık ve sağa dön.
Harun: Burası Atatürk Caddesi sanırım.
Ömer: Evet, oradan Şifa Hastanesi'ne kadar yürü.
Harun: Evet, hastaneyi görüyorum şu anda.
Ömer: Şimdi oradan karşıya geç ve Halk Kütüphanesi'nden sola dön.
Harun: İstiklal Caddesi'ne mi giriyorum?
Ömer: Evet, oradan da dosdoğru ilerle. Gül Çiçekçisi'ni ve Atatürk Lisesini geç.
Harun: Tamam, şimdi Bahar Büfesi'ni görüyorum.
Ömer: İşte oradan sağa dön ve yolun karşısına geç.
Harun: Harika! Gençlik Spor Salonunun önündeyim.
Ömer: Çok güzel! Gel, haydi.
Harun: Tamam, içeri giriyorum şimdi. Görüşürüz.
Ömer: Görüşürüz.
2. (s.16)
Hande: Gelecek ay tatile çıkıyoruz kızlar, biliyorsunuz. Nereye gidelim?
Gözde: Ben uzun zamandır Kapadokya'yı görmek istiyorum. Bence oraya gidelim.
Canan: Kapadokya yazın çok sıcak oluyor ve orada deniz yok. Antalya'ya gidelim.
Zeynep: Antalya da çok kalabalık. Bence güzel bir Karadeniz turuna çıkalım.
Hande: Oraları çok merak etmiyorum açıkçası. Bence en iyisi İzmir'e gidelim. Önce Kuşadası'nda denize girelim, sonra Efes'i ve Afrodisias'ı gezelim. Son iki gün de Balıkesir'e Cunda Adası'na gidelim. Orası oldukça sakin ve huzurlu bir yer.
Gözde: Bence harika bir fikir!
Canan: O zaman öğleden sonra tatil için alışveriş yapalım.
Hande: Haydi kızlar hemen hazırlanalım!
3. (s.20)
Candan: Biliyor musun? Merve evleniyor.
Suna: Aaaa! Kiminle? O uzun boylu, yeşil gözlü, Ankaralı çocukla mı?
Candan: Hayır, onunla evlenmiyor. Mert'i tanıyor musun?
Suna: Mert mi? O da kim?
Candan: Hani orta boylu, siyah gözlü, uzun saçlı, kirli sakallı, şişman ve akıllı bir çocuk var ya, bizim okulda öğretmenlik yapıyor.
Suna: Gerçekten mi! Harika! Merve'yi çok seviyorum, hep mutlu olsun inşallah.
4. (s.30)
Fatih Sultan Mehmet: Fatih Sultan Mehmet, 29 Mart 1432'de Edirne'de doğdu. İyi bir eğitim aldı. 20 yaşında hükümdar oldu. 1481 yılına kadar hükümdarlık yaptı. İyi bir komutan ve devlet adamıydı. 1453'te İstanbul'u fethetti ve "Fatih" unvanını aldı.
Gelileo: 15 Şubat 1564'te İtalya'da doğdu. 25 yaşında matematik profesörü oldu. 1609 yılında teleskopu buldu. Uzay araştırmaları yaptı. "Dünya düz değil, yuvarlaktır." dedi. Bu sebeple kilise ona ömür boyu hapis cezası verdi. sic
Orhan Pamuk: Orhan Pamuk 1952'de İstanbul'da doğdu. İstanbul Üniversitesinde gazetecilik okudu. Pamuk, yirmi üç yaşından sonra romancı olmak istedi. Çok çalıştı, araştırmalar yaptı, romanlar yazdı. İlk romanı Cevdet Bey ve Oğulları'nı 1982'de yayımladı ve bu romanıyla ödüller kazandı. Orhan Pamuk 2006 yılında Nobel Edebiyat Ödülü'nü aldı.
5. (s.34)
Ali: Geçen hafta neler yaptın?
Mehmet: Hiçbir şey yapmadım. Evdeydim.
Ali: Neden dışarıya çıkmadın? Hava çok güzeldi.
Mehmet: Çünkü biraz hastaydım. Sen neler yaptın?
Ali: Ben cumartesi sinemaya gittim.
Mehmet: Hangi filmi izledin?
Ali: "Uzak" adlı bir film izledim.
Mehmet: Filmi beğendin mi?
Ali: Çok beğendim. Muhteşem bir filmdi.
Mehmet: Filmin konusu neydi?
Ali: Filmin konusu yalnızlıktı.
Mehmet: Pazar günü neler yaptın?
Ali: Pazar günü kardeşim ve eşi bize geldi. Onlarla oturduk. Bu yüzden dışarıya çıkmadık.
Mehmet: Kardeşin İstanbul'da mı oturuyor?
Ali: Evet, Kadıköy'de oturuyor.
Mehmet: O ne iş yapıyor?
Ali: Öğretmenlik yapıyor. Üniversiteden bir sene önce mezun oldu.
Mehmet: Ne öğretmeni?
Ali: Türkçe öğretmeni.
Mehmet: Onun eşi de çalışıyor mu?
Ali: Evet, onun eşi de öğretmen. Onlar iki sene önce evlendiler.
Mehmet: Onların çocukları var mı?
Ali: Henüz yok.
6. (s.38)
Merhaba sevgili dinleyiciler. Şimdi haberler.
Birinci haberimiz bir kültür sanat haberi: İstanbul Film Festivali İstanbul Kültür Sanat Vakfı'nın bir faaliyeti. Festival, İstanbul'da 32 yıldır devam ediyor. Bu seneki festival 31 Mart – 15 Nisan tarihleri arasındaydı. Festival iki hafta sürdü.
İkinci haberimiz bir teknoloji haberi: İlk cep telefonu 1973 yılında çıktı. Bu telefon 1 kg'dan daha ağırdı ve o zamanlar bu telefonla sadece 20 dakika konuşmak mümkündü. İlk cep telefonunun fiyatı ise 4000 dolardı.
Üçüncü haberimiz spor: Yaz Olimpiyatları nerede olacak? Türkiye, İspanya ve Japonya olimpiyatlara ev sahipliği yapmak istiyor. Ev sahibi ülke 7 Eylül'de seçilecek.
Şimdi hava durumu: Pazartesi günü İstanbul'da sıcaklıklar 28 dereceye kadar çıkacak. Yağışlar azalacak ve sıcaklık artacak. Güneşli hava Çarşamba'ya kadar devam edecek. Hafta ortasında tekrar yağmur geliyor.
7. (s.49)
- Gençler üniversiteye sınavsız girecekler.
- Her ailenin kendine ait evi ve arabası olacak.
- Üniversite mezunu herkes çok kolay iş bulacak.
- Artık herkes uçakla çok ucuza seyahat edecek.
- İstanbul – Ankara arası sadece 30 dakika olacak.
- Her semtte alışveriş merkezi olacak.
- Herkes ülkelerarası vizesiz seyahat edecek.
- Trafik yoğunluğu azalacak. Uçan arabalar olacak.
- Okullar 4 ay tatil olacak.
- Herkes günde sadece 4 saat çalışacak.
- Her bayramda 15 gün tatil olacak.
- Telefon faturası olmayacak. Herkes ücretsiz konuşacak.
8. (s.52)
Benim adım Şükrü. İzmirliyim. 65 yaşındayım ve yarın benim doğum günüm. Oğlum doğum günümde bizi tatile götürecek. Tatile, gelinim ve torunum da gelecek. Sizce biz nereye gideceğiz? Bunu ben size söylemeyeceğim. Orasını siz tahmin edeceksiniz. İşte sizin için bazı ipuçları: Rezervasyonu oğlum yapacak, biletlerimizi alacak. Oraya uçakla yaklaşık 10 saatte gideceğiz. Valizimize yazlık kıyafetlerimizi koyacağız çünkü orası çok sıcak bir yer. Orada çok güzel sahiller var. Sahilde kumda yatacağım ve bol bol güneşleneceğim çünkü benim romatizmam var. Oranın havası çok nemli, Pasifik Okyanusu kıyısında bir yer. Orada aniden yağmur yağıyor, bunun için yağmurluklarımızı yanımıza alacağız. Orada çok meşhur tapınaklar var, biz tapınakları da ziyaret edeceğiz. Okyanusa dalacağız. Okyanusta rengarenk balıkları göreceğiz. Lokantada çok lezzetli balık yemekleri yiyeceğiz. Biz de oranın halkı gibi yöresel kıyafetler giyeceğiz. Ev dekorasyonu için ahşap ürünler alacağız. Bembeyaz kumlu plajlarını gezeceğiz. Yanardağların eteklerindeki pirinç tarlalarını göreceğiz. Oradaki halkın yöresel dansları eşliğinde eğleneceğiz. Değişik soslu ve baharatlı özel yemeklerinin tadına bakacağız.
9. (s.55)
Türkiye genelinde bu hafta sıcaklıklar 5 derece kadar düşecek. Yarın yurdun genelinde yağışlar artacak ve sıcaklıklar azalacak. İstanbul 17 derece olacak. İstanbul'da hava çok bulutlu ve yer yer yağmurlu olacak. Yarın Rize'de dolu yağışı etkili olacak ve sıcaklık 13 dereceye düşecek. Antalya'da sıcaklık 22 derece olacak. Bu hafta Antalya'da yağış olmayacak, hava parçalı bulutlu olacak. Gaziantep'te ise yarın da hava geçen haftaki gibi sisli ve sıcaklık 19 derece olacak.
10. (s.65)
Merhaba sevgili dinleyiciler, Pilli Radyo'ya hoş geldiniz! Keyifler nasıl? Umarım herkes çok iyidir. Eminim hepiniz bugünkü konumuzu merak ediyorsunuz, sizi fazla bekletmeyeyim. Acaba pek çoğumuzun tanıdığı ve sevdiği ünlüler, ünlü olmadan önce ne iş yapıyordu? Yeşilçam'ın yakışıklı aktörlerinden Tarık Akan'ın oyuncu olmadan önce cankurtaran olduğunu biliyor muydunuz? Gülüşü ve "Özel Bir Kadın" adlı filmle ünlenen Julia Roberts'ı hepimiz tanıyoruz, Julia Roberts, biz onu tanımadan önce dondurma satıcısıymış. Minik Serçemiz Sezen Aksu santral görevlisi, Tarkan ise ünlü olmadan önce tezgâhtarmış. Mickey Mouse'un babası Walt Disney, Mickey doğmadan önce ambulans şoförüymüş. Ünlü Hollywood oyuncusu Nicholas Cage ise sinemada patlamış mısır satıyormuş. Albümleri milyonlar satan İbrahim Tatlıses şarkıcı olmadan önce inşaat işçisiymiş, Ebru Gündeş ise konfeksiyon işçisiymiş, belki de Ebru Gündeş'in yaptığı bir tişörtü giydiniz, kim bilir... Daha bitmedi, Jim Carrey ünlü olmadan önce apartman görevlisiymiş ve dünya starı Madonna ise şarkıcı olmadan önce kasiyermiş... Belki birkaç sene sonra benim için "Ünlü olmadan önce radyocuymuş." dersiniz, kim bilir...
11. (s.69)
Kız Kulesi İstanbul'un sembollerinden biridir. Kız Kulesi hakkında birçok efsane vardır. Bu efsanelerin en meşhuru ise Selçuklu sultanı ve kızı hakkındaki efsanedir. Sultan, bir gün çok kötü bir rüya görmüş. Rüyasında güzeller güzeli kızını bir yılan sokmuş ve kızı ölmüş. Sultan uyandıktan sonra kızını yılanlardan korumak istemiş ve Üsküdar'ın karşısındaki adaya bir kule yaptırmış. Sonra da kızını o kuleye kapatmış. Kız o kulede yıllarca yalnız yaşamış.
Yıllar sonra bir gün güzel kız çok hasta olmuş. Ülkenin en ünlü doktorları kuleye gelmişler ve kızı orada tedavi etmişler. Kız iyileşmiş ve yeniden eski sağlığına kavuşmuş. Bunu kutlamak için insanlar kuleye hediyeler göndermiş. Yaşlı bir köylü kadın da kuleye bir sepet üzüm göndermiş. Bu sepetteki üzümlerin içine bir yılan saklanmış ve bu şekilde yılan kuleye girmiş. Yılan o gece güzel kızı uykusunda sokmuş ve öldürmüş.
12. (s.73)
Şebnem: Biliyor musun? Dün gece çok ilginç bir rüya gördüm, beni çok etkiledi.
Tülin: Hayrolsun inşallah, ne gördün?
Şebnem: Rüyamda kendimi bir yangının ortasında gördüm. Komşumuzun çocuğuna bakmak için evine gitmişim. Orada acıktım, mutfağa girdim kendime yemek yapmaya çalıştım. Ama ocağı bir türlü yakamadım. Ocağın altındaki fırından birden alevler yükseldi ve her yeri sardı. Büyük bir yangın çıktı. Ben de söndürmek istedim ama alevler daha da büyüdü ve oradan kaçtım. O sırada uyandım. Sence bu ne anlama geliyor?
Tülin: Gel, internetten rüya tabirlerine bir bakalım. Bak, rüyada yangın görmek hem işte başarı hem de zorluk demekmiş. Sanırım bir işi zor bir şekilde başaracaksın. Rüyanda duman gördün mü?
Şebnem: Evet, gördüm. Bunun bir anlamı var mıymış?
Tülin: Rüyada beyaz duman görmek "başarı" demekmiş. Siyah dumanlar ise büyük dertmiş. Sen ne renk gördün?
Şebnem: Evin içinde siyah dumanlar vardı. Şu aralar yeni bir proje hazırlıyorum. Sanırım işyerinde biraz problem yaşayacağım.
Tülin: Ama bence bunlara çok inanma, rüya işte! "Bütün rüyalar gerçek olacak." diye bir kural yok.
Şebnem: Haklısın. Moralimi bozmadan çalışacağım ve başaracağım.
13. (s.84)
TAYLAND: Tayland sıcak ve nemlidir. Hazirandan ekime kadar tropik yağmurlar yağar. Kasım-şubat serin geçer. Mart, nisan, mayıs ayları çok sıcak olur. İnsanlar genellikle ince ve yazlık kıyafetler giyer.
MOĞOLİSTAN: Moğolistan az yağış alır. Yazın çok sıcak, kışın çok soğuk olur. Kışın nehirler ve göller donar. Moğolistan'da kum ve toz fırtınaları olur.
NORVEÇ: Norveç çok soğuktur. Norveç'te çok kar yağar. Kış mevsimi uzun olur.
TÜRKİYE: Türkiye'de dört mevsim yaşanır. Türkiye'nin üç tarafı denizlerle çevrilidir. Türkiye'nin orta ve doğu bölgeleri kış aylarında çok soğuk, yaz aylarında ise çok sıcak olur. Diğer bölgelerinde ılıman bir iklim vardır.
MALİ: Mali çok sıcaktır. Mali'ye yağmur az yağar. Hiçbir zaman kar yağmaz. Mali'nin iklimi kuraktır. Mali'de bir çöl vardır ve buraya hiç yağmur yağmaz.
14. (s.87)
MANAVDA
Semra Hanım: İki kilo domates verir misiniz?
Manav: Hemen tartıyorum... Buyurun. Biber ister misiniz?
Semra Hanım: Hayır ama elma istiyorum. Bir kilo da elma tartar mısınız?
Manav: Tabi. Başka bir şey ister misiniz?
Semra Hanım: Sağ olun. Hayırlı işler.
SOKAKTA
İhtiyar: Delikanlı bakar mısın? Bu paketler çok ağır; benim için biraz taşır mısın? Evim şurada.
Genç: Tabi amca, taşırım.
İhtiyar: Sağ ol evladım. İşte geldik. Benim gözlerim iyi görmüyor. Rica etsem kapıyı açar mısın? Anahtarlar burada.
Genç: İşte, tamam.
İhtiyar: Çok teşekkür ederim evladım.
POSTACI
Leman Hanım: Kim o?
Postacı: Postacı! Kapıyı açar mısınız?
Postacı: Merhaba. Leman Yıldız siz misiniz?
Leman Hanım: Evet, benim.
Postacı: Bir paketiniz var. Şurayı imzalar mısınız?
Leman Hanım: Tabii, verin imzalayayım.
Postacı: Buyurun, paketiniz.
Leman Hanım: Teşekkür ederim.
BANKADA
Taner: Merhaba. Kredi kartı almak istiyorum. Bana yardımcı olur musunuz?
Gişe Memuru: Tabii, oturun lütfen. Şu formu doldurur musunuz?
Taner: Tamam, hemen doldurayım.
Taner: Buyurun, formu doldurdum.
Gişe Memuru: Evet, tamam. Ama doğum tarihinizi yazmamışsınız. Buraya doğum tarihinizi yazar mısınız?
Taner: Aaa, görmemişim. Verin, hemen yazayım.
15. (s.91)
İskender ve Maradona çok eski iki arkadaştır. İskender sihirbazlık yapar ama insanlar onu beğenmezler. Çünkü İskender her gösterisinde bir hata yapar ya da bir sorun yaşar. Babası da İskender'e güvenmez. Ancak İskender kendine güvenir ve kendini çok başarılı bulur. Sihirbazlık konusunda onu sadece Maradona destekler. Maradona, İskender'in tek dostudur. Bir gün İskender gösteri sırasında çok büyük bir hata yapar. Bunun üzerine İskender ve Maradona İstanbul'u acilen terk ederler. İskender'in babası da onlara katılır. Yolculuk sırasında başlarından ilginç olaylar geçer.
16. (s.101)
Mert: Ayça Hanım merhabalar, hoş geldiniz.
Ayça: Hoş bulduk Mert Bey, geç kalmadım, değil mi?
Mert: Hayır, hayır. Merak etmeyin. Tam zamanında geldiniz. Saat 14:00.
Ayça: Harika. Geçen hafta bana oğlumun doğum günü partisi ile ilgili bir dosya gönderdiniz. Çok detaylı okuyamadım, çünkü geçen hafta çok yoğundum. Ama fiyatları gördüm, fiyatlar benim için uygun. Diğer konuları şimdi konuşabiliriz.
Mert: Elbette. Ben size etkinliklerimizden bahsedeyim hemen. Oğlunuz 6 yaşındaydı değil mi?
Ayça: Evet. Bu onun altıncı yaş günü partisi olacak.
Mert: Partiye kaç kişi davet edeceksiniz?
Ayça: Oğlumun okulundan yedi arkadaşı gelecek. Apartmandan da üç arkadaşı gelecek. Oğlumla beraber 11 çocuk; 22 de ebeveyn olacak. Yani 33 kişilik bir organizasyon istiyorum.
Mert: 33 kişi, tamam, notlarıma ekliyorum. Tüm yiyecekler ve pasta 33 kişilik olacak.
Ayça: Pastayı "Arabalar" filmi karakterlerinden yapabilir misiniz? Kırmızı bir araba karakteri var o filmde, oğlum onu çok seviyor. Pastası ona büyük bir sürpriz olacak.
Mert: Elbette. Kırmızı arabalı pastayı çok sık yapıyoruz zaten. Ayrıca parti alanını "Arabalar" karakterli bayraklar, tabaklar, bardaklar ve masa örtüleri ile süsleyebiliriz.
Ayça: Peki, mönüde neler olacak?
Mert: En başta büyük bir doğum günü pastası. Ayrıca açık büfemiz olacak. Açık büfede patates salatası, patatesli ve peynirli küçük börekler, kurabiyeler, dolmalar, kısır ve meyveler olacak.
Ayça: Ben de makarna salatası yapacağım. Oğlum makarna salatasını çok seviyor. Onun için güzel bir sürpriz yapmak istiyorum ben de. Partide hangi etkinlikler var peki?
Mert: Palyaço gelecek ve gösteri yapacak. Ayrıca çocukların yüzlerini boyayacağız.
Ayça: Evet, harika olur. Peki, partiye köpük balon gösterisi ekleyebilir misiniz?
Mert: Köpük balon gösterisi pakette yok. Bunun için ekstra 250 TL ödeme yapabilir misiniz?
Ayça: Evet, katalogda yazmıyordu zaten. Para sorun değil. Lütfen köpük balon gösterisi de ekleyin.
Mert: Tamamdır, ekliyorum. Ayça Hanım, partiye başka bir şey daha eklemek ister misiniz?
Ayça: Bu kadar yeterli. Daha önce de söyledim, parti sitemizin arkasındaki piknik alanında olacak. Orada masalar var. Süslemeler için Cumartesi günü saat kaçta gelebilirsiniz?
Mert: Doğum günü 14:00'da başlayacak. Biz saat 11:00'da gelip her şeyi hazırlayacağız.
Ayça: Çok iyi. Parti oğluma sürpriz olacak. O nedenle umarım sizi görmez.
Mert: Merak etmeyin. Biz çok dikkat ederiz. Bu arada, fotoğrafçı ayarladınız mı? Şirketimizin bir fotoğrafçısı var, doğum günü fotoğraflarını o çekebilir.
Ayça: Teşekkürler, fotoğrafçımız var. Kız kardeşim fotoğrafla ilgileniyor uzun zamandır. O bize yardımcı olacak.
Mert: Tamam öyleyse, başka bir şey isterseniz bizi telefonla arayabilirsiniz.
Ayça: Çok teşekkür ederim. Şimdiden ellerinize sağlık.
Mert: Görüşmek üzere.
17. (s.104)
Alex: İspanya uçağının bagajları nerede? Bagajlarımı nereden alabilirim?
Görevli: Doğru gidin ve sağa dönün, lütfen.
Alex: Affedersiniz, size bir şey sorabilir miyim? Şehir merkezine otobüs var mı?
Görevli: Evet, havaalanından şehir merkezine otobüsler var. Saat başı kalkıyor.
Alex: Yani 10 dakika sonra.
Görevli: Evet, biraz acele etmelisiniz. Bavullarınızı aldıktan sonra hemen çıkışa gidin.
Alex: Ama bende Türk lirası yok. Nerede döviz bozdurabilirim? Otobüse yetişemeyeceğim galiba!
Görevli: Evet, biraz zor. Çıkışın yanında bankalar var. Orada bozdurabilirsiniz. Şehir merkezine taksiyle de gidebilirsiniz.
Alex: Bankalar saat kaça kadar açık?
Görevli: Havaalanında 24 saat açıktır. Her zaman para bozdurabilirsiniz.
Alex: Çok teşekkür ederim. İyi günler!
Görevli: İyi günler, efendim!
(Alex bankaya gidiyor ve parasını bozduruyor. Daha sonra yine görevlinin yanına gidiyor.)
Alex: Affedersiniz beyefendi, size tekrar bir şey sorabilir miyim? Marmara Oteli'ne taksi kaç liraya gidiyor?
Görevli: Tam bilmiyorum ama yaklaşık 100 TL olabilir. Taksilerde taksimetre vardır. Fiyatı kontrol edebilirsiniz.
Alex: Şehir merkezi havaalanına uzak mı?
Görevli: Taksi ile yarım saat otobüs ile 45 dakika sürer.
Alex: Peki, bavullarımı taşımak için birini çağırabilir misiniz?
Görevli: Tabii! Ahmeeet! Beyefendinin bagajlarını al, taksiye taşı.
(Alex taksiye biniyor.)
Alex: İyi akşamlar şoför bey, Marmara Oteli'ne lütfen.
Şoför: Elbette beyefendi, E-5'te kaza var. Trafik çok sıkışık. Sahil yolu biraz daha rahat olabilir.
Alex: Benim acelem var. Arkadaşlar beni bekliyorlar.
Şoför: Peki, o zaman sahilden gidiyoruz.
18. (s.108)
Ülkemizde ayaküstü hazır yiyecek kültürü çok eski yıllardan beri vardır. Çalışan insanların saatlerce yemek yiyecek zamanları yoktur. Bu nedenle büyük kentlerimizde özellikle İstanbul'da, sokakta ayaküstü yemek yemek yaşamın bir parçasıdır. Sokaktaki insanlar açlıklarını yatıştırmak için günün herhangi bir saatinde, kısa zamanda, ayaküstü bir şeyler yiyip işlerine giderler. Ayaküstü yiyeceklerin hepsi taze ve günlüktür. İstanbul sokaklarında simit, köfte, lahmacun, kumpir, sandviç, poğaça, tost ve benzerlerini bol miktarda bulabilirsiniz. Simit, geleneksel, ekonomik ve çok yaygın bir yiyecektir. Halka şeklinde, susamlı bir ekmek çeşididir. Lezzetli tost ve sandviçleri, genellikle otobüs duraklarının yakınındaki küçük büfelerde bulabilirsiniz. Tostun içinde peynir, sucuk, salam gibi ürünler vardır. Gözleme de çok meşhur bir ayaküstü yiyecektir. Gözlemenin içinde kıyma, peynir, patates ya da çeşitli sebzeler olabilir. Gözlemenin ekmeği çok incedir. Lahmacun, Güneydoğu Anadolu kökenli bir yiyecektir ama büyük kentlerimizde de çok popülerdir. Ayranla birlikte tüketilir. Geleneksel bir başka ayaküstü yiyecek türü kumpirde, közlenmiş iri patatesin içinde peynir, salam, Amerikan salatası, zeytin gibi çeşitli yiyecekler vardır. Pideyi ince ekmek hamuru ile yaparlar ve üzerine kıyma, kuşbaşı et, yumurta, kaşar peyniri, sucuk koyarlar. Ayrıca, ayaküstü yiyeceklerin arasında balık ekmek, köfte ekmek ve dürüm vardır. Midye dolma da çok lezzetli bir ayaküstü yiyecektir. Seyyar satıcılar bunları şehrin sokaklarında satarlar.
VİDEO METİNLERİ
1. (s.20)
Doktor: Merhabalar, hoş geldiniz! Ozan Bey değil mi?
Ozan: Merhabalar, evet benim. Hoş bulduk.
Doktor: Ozan Bey, ilk kez mi diyetisyene geliyorsunuz?
Ozan: Evet, ilk kez geliyorum.
Doktor: Peki, neden buradasınız? Sadece kilo vermek mi istiyorsunuz yoksa sağlıklı beslenmek mi istiyorsunuz?
Ozan: Kilo vermek istiyorum ama kilo verdikten sonra tekrar kilo almak istemiyorum. Yani kilomu korumak istiyorum. Sağlıklı yaşamak istiyorum.
Doktor: Anlıyorum. Hayat tarzınız nasıl? Sizi biraz tanımak istiyorum. Yani mesleğiniz ne? İşte uzun süre oturuyor musunuz? İşe nasıl gidiyorsunuz? Bana anlatır mısınız?
Ozan: Ben bir şirkette muhasebecilik yapıyorum. Yani bütün gün işte oturuyorum. Çünkü ofis işinde çalışıyorum. İşe de servisle gidiyorum.
Doktor: Peki, genelde bir günde neler yiyorsunuz?
Ozan: Ben her sabah işe gitmeden önce poğaça alıyorum. Bazen iki bazen de üç tane alıyorum. İş yerinde çay içiyorum ve bunları yiyorum.
Doktor: Çayınızı şekerli mi, şekersiz mi içiyorsunuz?
Ozan: Evet, iki şekerli içiyorum.
Doktor: Kaç bardak içiyorsunuz?
Ozan: Genellikle üç bardak çay içiyorum.
Doktor: Her sabah üç bardak çay içiyorsunuz, çayı şekerli içiyorsunuz, iki şekerli çay içiyorsunuz. Peki, öğle ve akşam yemekleri?
Ozan: Öğle yemeğini şirketin yemekhanesinde yiyorum. Genellikle dört çeşit yemek oluyor. Örneğin çorba, etli ya da tavuklu ana yemek, pilav ya da makarna ve salata. Ben hepsini yiyorum ama genellikle salata yerine tatlı yiyorum.
Doktor: İçecek içiyor musunuz? Ozan: Hayır, yemekte içecek içmiyorum. Ama yemekten sonra sütlü ve kremalı bir kahve içiyorum.
Doktor: Ozan Bey, siz kilo vermek istiyorsunuz ama bazı tercihleriniz sağlıklı değil. Örneğin, çayı şekerli içiyorsunuz ve her sabah poğaça yiyorsunuz. Şimdi sizinle bir plan yapalım. Merak etmeyin. Günlük alışkanlıklarınızı biraz değiştirelim sadece. İnanın çok zor değil.
Ozan: Peki, Doktor Bey dinliyorum.
Doktor: Size bir diyet listesi vereceğim. Lütfen bu listeyi uygulayın. Yani sadece bu listedeki yiyecekleri tüketin. Sabah kahvaltısında, domates, salatalık, zeytin, peynir ve sadece bir dilim ekmek yiyin. Öğle yemeğini yemekhanede yiyin ama lütfen pilav, makarna ve tatlıdan uzak durun. Yani, çorba, et yemeği, salata, yoğurt yiyin ama börek, pilav, makarna gibi karbonhidratları yemeyin. Kahveyi ve çayı seviyorsunuz, anlıyorum. Kahvaltıda çay için ama lütfen şekersiz çay için. Yemekten sonra kahveyi seviyorsunuz anlıyorum, için elbette ama kahvenizi şekersiz ve kremasız tüketin.
Ozan: Doktor Bey, bazen canım tatlı, şekerli yiyecekler istiyor. Hiç tatlı yemeyeyim mi?
Doktor: Evet, tatlı yemeyin lütfen ama meyve yiyebilirsiniz. Günde bir kere tatlı yiyin ama baklava, şöbiyet, lokma gibi çok şekerli ve şerbetli ağır tatlılar yerine sütlaç ve muhallebi gibi az şekerli ve hafif tatlılar yiyin. Ama dikkat edin, bu tatlıları günde yalnızca bir kez yiyebilirsiniz. Unutmayın, şeker sizin dostunuz değil ve vücudunuza zarar veriyor.
Ozan: Haklısınız, ben bu nedenle çok kiloluyum.
Doktor: Sizi on gün sonra tekrar bekliyorum Ozan Bey. Tanıştığımıza memnun oldum.
Ozan: Ben de memnun oldum, iyi çalışmalar.
2. (s.20)
- Merhabalar, ne sıklıkla evde yemek yapıyorsunuz?
- Sık sık yemek yapıyorum. Nadiren dışarıda yiyorum.
- Genellikle hangi yemeği yapıyorsunuz? Et yemekleri mi tavuk yemekleri mi?
- Sebze sote. Her hafta iki kez yapıyorum. Eşim ve çocuklar sebze yemeklerini çok seviyor.
- Çay ve kahvenizi nasıl içiyorsunuz?
- Çayı iki şekerli içiyorum ama kahveyi şekersiz içiyorum.
- Süt kullanıyor musunuz?
- Hayır, kahveyi sütsüz ve şekersiz içiyorum.
- Tatlı seviyor musunuz?
- Evet, bayılıyorum.
- Hangi tatlıyı en çok seviyorsunuz.
- Baklava kesinlikle
- Peki hangi baklava favoriniz? Fıstıklı ya da cevizli?
- Fıstıklı.
- Ofisiniz dağınık mı düzenli mi?
- Genellikle düzenli.
- Ofisinizde neler var?
- Beyaz ve büyük bir kitaplık, beyaz bir masa ve sandalye. Masamın üstünde genellikle gözlüğüm, kalemliğim ve laptopum var. Yazıcım yok, şu anda bozuk ve tamirde.
- Hangi mevsimi daha çok seviyorsunuz? Yaz mı kış mı?
- Yaz. Çünkü her yıl yazlığımıza gidiyoruz ve denize giriyoruz. Ayrıca soğuk havayı hiç sevmiyorum.
3. (s.40)
Melisa: Aa merhaba, Okan! Beni hatırladın mı?
Okan: Merhaba! Melisa hatırladım elbette. Nasılsın?
Melisa: İyiyim, sen nasılsın Okan?
Okan: Ben de iyiyim. Yaz biz okuldan sonra pek görüşemedik, değil mi?
Melisa: Evet, mezun olduktan sonra herkes ya bir işe girdi ya da başka bir şehre taşındılar.
Okan: Aa öyle mi? Kim taşındı?
Melisa: Benim en yakın arkadaşım vardı, adı Gizem'di. Hatırlıyor musun? Biz hep aynı sıradaydık, hani yan yana. Mesela, Gizem, o evlendi ve Ankara'ya taşındı, çünkü eşi orada çalışıyor.
Okan: Gizem'i hatırladım. Gizem'le görüşüyor musunuz hala?
Melisa: Buluşmuyoruz ama haftada bir telefonda konuşuyoruz. Aslında gelecek hafta buluşuyoruz. Hani mezunlar günü var ya? Biliyorsun değil mi?
Okan: Benim haberim yoktu.
Melisa: O zaman artık haberin var. Lütfen sen de gel. Tüm eski arkadaşlarımız orada olacak. Burak, Cem, Damla, Elif, Fatih... Haydi sen de gel!
Okan: Bilmiyorum ya, ben sizinle pek yakın arkadaş değildim lisede. Yani daha içine dönük daha sakin birisiydim. Sadece ders çalıştım ve sınava hazırlandım. Sınav benim için çok önemliydi, biliyorsun. Ben gelmeyeyim.
Melisa: Aa olur mu öyle şey? Bak, mutlaka gel. Biliyorum hepimiz için çok önemliydi sınav ve bak ne güzel üniversiteleri kazandık. Sen nereyi kazandın?
Okan: Ben İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesini kazandım. Peki, sen?
Melisa: Ben de Marmara Üniversitesi Türkçe Öğretmenliği bölümünü kazandım.
Okan: Tebrik ederim, Melisa. Gerçekten çok güzel bir bölüm kazanmışsın.
Melisa: Ben de seni tebrik ederim Okan. Hukuk derslerini seviyor musun peki? Çok zor bir bölüm.
Okan: Dersler çok zor diyorlar ama ben henüz hazırlıktayım yani bu sene sadece İngilizce derslerim var. Hazırlıktan sonra bölüme başlayacağım.
Melisa: Benim bölümümde hazırlık yok bu nedenle ben hemen bölüme başladım. Ama inan, çok zor. Özellikle Dil Bilimi ve Osmanlı Türkçesi derslerinde çok zorlanıyorum.
Okan: Evet, gerçekten zor derslere benziyorlar.
Melisa: Neyse, bunları gelecek hafta konuşuruz. Tekrar davet ediyorum, mutlaka geliyorsun. Tamam mı? Hem okulun bahçesinde pek çok etkinlikler olacak. Mesele bir komedyen sahne alacak, eski mezunlardan bir grup konser verecek, çok güzel yemekler ikram edilecek. Mutlaka gel. sic
Okan: Tamam Melisa. Ben de geleyim. Tekrar telefonla haberleşiriz o zaman.
Melisa: Ben sana telefon numaramı vereyim.
Okan: Ver. Yazayım. Tamam aldım.
4. (s.40)
Elif: Merhaba, Can! Geçen hafta okulda değildin.
Can: Evet, ailemle birlikte kampa gittik.
Elif: Gerçekten mi? Geçen hafta sonu çok yağmurlu ve soğuktu.
Can: İstanbul yağmurluydu ama biz kampı Kocaeli'de yaptık. Kocaeli yağmurlu değildi ama bulutluydu ve biraz soğuktu.
Elif: Üşüdünüz mü orada?
Can: Yanımıza kalın, kışlık kıyafetlerimizi aldık bu nedenle çok üşümedik. Zaten sürekli bir şeyler yaptık hiç oturmadık.
Elif: Kampta neler yaptınız?
Can: Cumartesi sabahı kamp alanına gittik. Kamp yeri Yuvacık adında küçük bir kasabada. Önce çadırlarımızı kurduk.
Elif: Çadırda mı kaldınız? Çadırlar rahat oluyor mu?
Can: Çadırlar çok rahat. Evet, biraz küçük ama doğanın içinde uyuyorsun. Tertemiz bir havada uyanıyorsun. Kardeşim ve ben aynı çadırda uyuyoruz. Çadırımız iki kişilik.
Elif: Yemekleri nasıl yapıyorsunuz?
Can: Mutfak eşyalarımızı da yanımızda götürüyoruz. Evdeki yemekleri kampta da yapıyoruz. Örneğin, bu Cumartesi kahvaltıda omlet yaptık. Sonra marketten peynir, zeytin, domates, salatalık ve ekmek aldık. Açık havada çok lezzetli bir kahvaltı yaptık.
Elif: Öğle ve akşam yemekleri peki?
Can: Sabah kahvaltıda çok yedik bu nedenle öğle yemeği yemedik. Akşam için de mangal yaptık.
Elif: Mangal mı? Ben de mangalı çok seviyorum. Benim babam da piknikte hep mangal yapıyor.
Can: Benim babam da aynı şekilde. Akşam yemeğinde hemen mangalı yakıyor ve etleri pişiriyor. Geçen hafta bize tavuk pişirdi mesela. Yuvacık'ta bir baraj var. Barajın kenarına masamızı, sandalyelerimizi kurduk ve orada yedik.
Elif: Peki, başka neler yaptınız?
Can: Orada salıncaklara bindik. Ama parktaki salıncaklar gibi değil. Nehir kenarında salıncaklar var, yani nehrin üzerinde sallanıyorsun.
Elif: Gerçekten mi? Eğlenceli bir şeye benziyor.
Can: Kesinlikle öyle. Orada yürüyüş parkurları var, biz her zaman trekking yapıyoruz.
Elif: Trekking ne? Daha önce hiç duymadım.
Can: Trekking yürüyüş yapmak. Ama doğada ya da ormanda yürüyüş yapmak.
Elif: Demek doğada yürüyüş yapmak.
Can: Evet, ayrıca orada özel olarak safari turları var. Bazı kişiler arabalar ile doğa gezisi yapıyorlar. Ama biz kendimiz yürüyüş yapmayı tercih ediyoruz.
Elif: Can seni dinledikten sonra Yuvacık'a bayıldım. Ben de kampa gitmek istiyorum. Aslında, sessizliği ve sakin yerleri çok seviyorum. Böyle bir tatile ihtiyacım var.
Can: Tamam Elif, sen bana yalnızca haber ver. Hangi hafta müsaitsin? Bir plan yapalım ve gidelim.
Elif: Anlaştık ama önce bahar ayları gelsin. Nisan ya da Mayıs ayı gibi mesela. Ben sıcak havaları tercih ediyorum. Soğuk havadan hiç ama hiç hoşlanmıyorum.
Can: Tamam, hava durumunu kontrol edelim. Hangi hafta sıcak? Bakalım ve plan yapalım. Olur mu?
Elif: Olur.
5. (s.56)
Elif: Can, merhaba nasılsın?
Can: İyiyim, Elif sen nasılsın?
Elif: Teşekkür ederim, Can. Hatırlıyor musun? Hani sen iki ay önce bana bir kamptan bahsettin. "Ailemle birlikte Yuvacık'a gittim" dedin.
Can: Elbette hatırlıyorum.
Elif: Bu hafta müsait misin? Çünkü hava durumunu kontrol ettim. İstanbul ve çevresindeki illerde hava sıcak olacak. Bir kamp planı yapalım mı?
Can: Bu hafta müsaitim. Bir planım yok. Yapalım tabii. Ama bu hafta Yuvacık'a gitmeyelim. Çok güzel başka bir yer var oraya gidelim. İğneada'yı duydun mu?
Elif: Evet, duydum. Yani internette İğneada diye bir yer gördüm. İstanbul'a yakın değil mi?
Can: Yakın bir yer. Yani otobüs ile 5 saat sürüyor. Çok güzel ve huzurlu bir yer. Uzun bir yol gideceğiz ama çok güzel bir yere gideceğiz.
Elif: Tamamdır. Peki, ben ilk kez kamp yapacağım. Hangi eşyalar lazım? Bana söyler misin? Yani, kıyafet, çadır, yiyecek gibi diyorum.
Can: Şöyle yapalım. Sen çadır alma. Çünkü benim fazla çadırım var. Biliyorsun ailem ve ben kampı çok seviyoruz. Hem çadır pahalı bir şey.
Elif: Öyle mi diyorsun? Seni yormak istemiyorum.
Can: Hayır, hayır hiç önemli değil. Hatta bizdeki çadırlar iki kişilik. Sen başka bir arkadaşını da davet et bu kampa. Kalabalık bir grupla kamp çok daha eğlenceli.
Elif: Çok iyi olur. Ben de en iyi arkadaşım Beste'ye soracağım. O da kamp yapmak istiyor.
Can: Sen bilirsin. Çadırları ben getireceğim. Sen kendin için lütfen çarşaf, yastık bir yüz havlusu getir. Ayrıca, yemek için herkes kendi tabağını, bardağını, çatal ve kaşığını getirsin. Yani bu eşyaları sen de getireceksin ben de getireceğim çünkü kendimiz kullanacağız.
Elif: Bir dakika ben bunları not alayım. Çarşaf, yüz havlusu, yastık tabak, bardak, çatal ve kaşık. Başka bir şeye gerek var mı?
Can: Kamp için diğer eşyaları ben getireceğim. Kamp sandalyesi, fener ve ipler.
Elif: Peki, hava sıcak olacak ama nasıl kıyafetler getireyim?
Can: Hava sıcak olacak ama akşamları soğuk olacak. Ayrıca
çadırda uyuyacaksın bu nedenle yanına mutlaka kalın bir kazak ve kalın çoraplar al.
Elif: Başka bir şey lazım mı?
Can: Elif sen bizim için sinek ilacı getirebilir misin? Hava sıcak bu nedenle orada sinek olabilir. Ayrıca güneş kremi de lazım olacak.
Elif: Haklısın. Ben sinek ilacı ve güneş kremi getireceğim. Sen bunları getirme. Peki nasıl gideceğiz? Otobüs ile mi?
Can: Otobüs hem rahat hem de hızlı. Otobüs biletlerini internetten alacağız.
Elif: Can, otobüs biletlerini ben alayım. Hem Beste'nin biletini de alacağım.
Can: Tamam ben de sana sonra parasını öderim.
Elif: Olur. Sen daha önceden İğneada'ya gittin mi? Orada ne yapacağız?
Can: Elif, sen sakin yerleri seviyorsun, biliyorum. Çok hareketli bir tatil yapmayacağız ama biraz gezeceğiz. Buradaki ormanlar cennet gibi yerler. Yemyeşil bir bölge, burada trekking yapacağız.
Elif: Ormanda yürüyüş yapacağız yani. Bunu geçen sen bana söyledin.
Can: Evet, yürüyüş yaptıktan sonra denize gireceğiz. Ama önce suyun sıcaklığını kontrol edeceğiz merak etme. Soğuk suda yüzmeyeceğiz. Ondan sonra İğneada'da bisiklet de süreceğiz elbette.
Elif: Harika bir fikir. Tamam o zaman ben Beste ile konuşayım. Sana haber vereyim.
Can: Tamam, Elif haberleşiriz.
6. (s.56)
Sunucu: Merhaba sayın dinleyicilerimiz. Bakalım yarın hava Türkiye'de nasıl olacak? Ülkenin kuzeyi rüzgarlı ve soğuk. Yağmur ihtimali var bu nedenle evden çıkmadan önce şemsiyenizi alın. Hava sıcaklığı yaklaşık 9° C. Ülkenin doğusu ise tüm gün yağmurlu, öğleden sonra ise fırtınalı. Sıcaklık çok düşük değil, yaklaşık 15° C. Ülkenin batısında ise yağmur yok ama hava bulutlu. Ancak dikkat edin çünkü hava epey rüzgarlı olacak. Rüzgar saatte 40 km ile esecek. Güney şehirlerimizde ise ülkedeki en sıcak ve kuru hava olacak. Güney şehirlerimizde sabah parçalı bulutlu ama öğleden sonra güneşli açık bir hava var. Hava sıcaklığı 19°C. Ülkemizde genel olarak durumu bu şekilde sevgili izleyiciler. İyi günler dilerim.
7. (s.74)
Can: Anne, yoğun bir haftadan sonra sonunda evdeyiz. Bu hafta okulda çok yorulmuşum.
Anne: Okul mu yorucu? Sadece okula gidiyorsun oğlum. İleride hem işe gideceksin hem de aile hayatın olacak. Acaba o zaman ne yapacaksın?
Can: Aman anne, bırak işte şimdi rahatım ne güzel. Bu arada, Gamze'nin iş mülakatı nasıl geçti acaba?
Anne: Hah! Geldi işte şimdi soralım kendisine. Gamzeciğim oturma odasındayız canım.
Gamze: Geliyorum anne! Şu çantamı odama bırakayım da bir.
Anne: Gel bakalım, hoş geldin. Hadi bize anlat, nasıl geçti?
Gamze: Hoş bulduk. Açıkçası bilmiyorum anne, bana "Sizi sonra arayacağız" dediler.
Barış: Mülakatta ne sordular sana?
Gamze: Bana "İnsanlarla iletişimin nasıl?" "Ne tür işlerde çalıştın?" diye sordular. Ben de onlara "Okuldayken yaşlıları ziyaret ettik, onlarla projeler yaptık" dedim.
Anne: İyi demişsin canım. Sen zaten üniversitede öğrencisin. Çok fazla proje ve tecrübe beklemiyorlar senden.
Gamze: Sanırım. Sonra "Okulda tiyatro kulübündeyim, her yıl bir oyun sahneliyoruz" dedim. Kısa bir video vardı onu gösterdim. Videoyu çok beğenmişler. Bana öyle söylediler.
Anne: Çok sevindim. Bak gördün mü? Başka ne sordular sana?
Gamze: Hiç yabancı turistlerle çalışmış mıyım?
Barış: Neden sormuşlar ki? Anlamadım.
Gamze: Sonuçta oraya turistler de gelecek. Bu nedenle tecrübe istiyorlar. Hatta bana "Hangi yabancı dilleri biliyorsun" diye sordular. Ben de "İngilizceyi çok iyi biliyorum" dedim.
Anne: Güzel, başka ne konuştunuz?
Gamze: Bana "Nerede oturuyorsun? Servis kullanacak mısın?" diye sordular. Çünkü sadece bazı mahalle ve semtlere servisleri varmış. Ben de "Servis kullanmayacağım çünkü evim sadece 10 dakika uzakta" dedim.
Can: Peki yemek var mıymış?
Gamze: Şirkette sadece öğle yemeği varmış. Sabah kahvaltısı ve akşam yemeği yokmuş.
Anne: Evden bir sandviç götürürsün sen de. Kimler çalışıyor orada?
Gamze: Genelde üniversite öğrencileri çalışıyor. Yani benimle aynı yaşta gençler varmış.
Anne: Güzel bir ortama benziyor. Başka bir şey söylediler mi?
Gamze: Benden önceki personel ayrılmış çünkü işe hep geç kalmış ve bu sorun olmuş. Bunun için bana "Asla geç gelme ve lütfen insanlarla kibar konuş" dediler. Sanırım diğer personel biraz kabaymış ve müşterilere kibar davranmamış.
Anne: Sen zaten kibar bir kızsın. Bu sorun olmayacak.
Gamze: Bakalım işte arayacaklar. Ben bu iş olsun istiyorum çünkü yalnızca hafta sonları çalışacağım ve elbette para kazanacağım. Bir de işyerinde üniforma varmış. Herkes siyah pantolon ve beyaz gömlek giyiyor. Profesyonel bir işyeri için önemliymiş.
Anne: Tamam tamam hadi artık endişelenme. İşler olacağına varır. Mutfakta kek var, çay da koyalım. Bu hafta sonu ailecek dinlenelim. Belki gelecek hafta işe başlayacaksın. Gamze sen çayı koy, Can sen de kekleri tabaklara koy.
Gamze ve Can: Tamam anne!
8. (s.74)
Mesude: Nagehan, biraz daha kek ister misin? Mutfaktan getireyim.
Nagehan: Sağol sağol, Mesude, çok yedim. Yeterli canım.
Mesude: Sana bir şey anlatacağım. Ama çok kötü.
Nagehan: Hayırdır, merak ettim. Anlat hadi.
Mesude: Erkek kardeşimin başına dün çok kötü bir şey gelmiş. Onu dolandırmışlar, biliyor musun?
Nagehan: Nasıl yani?
Mesude: Her gün televizyonlarda, haberlerde söylüyorlar ya! İşte onun gibi.
Negahan: Nasıl olmuş, peki? sic
Mesude: İşte, telefonu çalmış, kardeşim de açmış. Arkadan polis telsiz sesi gelmiş. Bir adam kendini tanıtmış.
Nagehan: Kim diye tanıtmış?
Mesude: Polisim demiş.
Nagehan: Hay Allah!
Mesude: İşte, ben polisim demiş. "Banka hesaplarınızı kontrol ettik" demiş. "Siz silah satın almışsınız" demiş.
Nagehan: Kardeşin dememiş mi? "Ben silah almadım, başkası yapmış, ben öyle bir şey nasıl yapayım?" diye.
Mesude: Demiş elbette. Ama polis ona demiş ki "Banka hesaplarınızda sizin adınız yazıyor. Burada başkası yok. Ama sizin hesaplarınızı başkası kullanıyor o zaman. Hesaplarınızı kontrol edelim" demiş.
Nagehan: Sonra ne olmuş?
Mesude: Erkek kardeşim hesabını korumak istemiş. Bankadaki bütün parayı polise transfer etmiş. Yani öyle düşünmüş. Ama sonra tekrar aramış telefona kimse bakmamış.
Nagehan: Offf çok üzüldüm gerçekten. E siz ne yaptınız? Polise gittiniz mi?
Mesude: Evet, gittik. Dün birlikte karakola gittik ama hiçbir şey olmayacak çünkü kardeşim parayı kendisi transfer etmiş.
Nagehan: Biliyor musun, pek çok kişiyi de böyle dolandırmışlar. İnsanlar her zaman polis sanıyorlar. Lütfen sen de dikkat et. Biliyorsun çok sık oluyor.
Mesude: Zaten çok üzüldük. Haklısın ben de daha dikkatli olacağım. Erkek kardeşime baksana. Bütün parası gitti.
Nagehan: Geçmiş olsun canım.
Mesude: Sağ ol, sağ ol.
9. (s.92)
Okan: Can kalk hadi!
Can: Saat kaç Okan?
Okan: Saat 14:00. Hadi kalk artık!
Can: 14:00 mi? Ben biraz daha uyuyayım.
Okan: Can, hadi artık kalkıyorsun. Derse geç kalacaksın yoksa.
Can: Kalkmak istemiyorum. Ne olur, sen gene benim için derste not al.
Okan: Hayır, artık senin için not almayacağım. Sen asla derslerde not almıyorsun. Bundan sonra düzenli bir hayata ihtiyacın var.
Can: Hayatım o kadar düzensiz değil.
Okan: Nasıl düzensiz değil acaba? Sabah yatıyorsun ve akşam uyanıyorsun. Sence bu düzenli mi?
Can: Evet ama benim derslerim akşam.
Okan: Olsun, bir düzen şart. Bundan sonra sabah erken kalkacaksın. Derslerin akşam olabilir ama yine de sabah erken kalkacaksın ve planlı bir gün yaşayacaksın.
Can: Biliyorum beni düşünüyorsun ama benim için çok zor.
Okan: Alışacaksın, Can. Bak insanların bir düzeni olur. Her insan sabah kalkar, kahvaltı yapar ya da bazı kişiler egzersiz yaparlar. Güne erken başlarız yani.
Can: Erken kalktıktan sonra ne yapacağım Okan? Ben ne spor yaparım ne de kahvaltı.
Okan: Evet spor dedim ama sabah koşmayacaksın. Basit bir yürüyüş yaparsın. Ben her sabah evden çıkarım, fırından ekmek alırım, büfeden gazete alırım ve evde kahvaltımı yaparım.
Can: Ben ise hiç ekmek yemem ve gazeteyi internet sitesinden okurum.
Okan: Bak bu da iyi bir nokta. İnternette çok vakit harcıyorsun. İnan vaktini boşa geçiriyorsun.
Can: İyi de bir sürü bilgi öğreniyorum. İnternette çok iyi siteler var. Özellikle teknolojik cihazlarla ilgili okuyorum.
Okan: Oku tabii ben sana "Okuma" demiyorum ama gün içinde çok hareketsiz kalıyorsun. Biraz kalk dolaş, dışarı çık temiz hava al. Bu daha sağlıklı.
Can: Vallahi, ben alışverişi bile internetten yaparım bilirsin. Hem daha ucuz hem daha hızlı. Ayrıca eşyaları taşımıyorsun. Alışverişi yapıyorsun ve hop birkaç gün sonra kapında.
Okan: Ben kıyafetleri denemek isterim bu nedenle hiçbir zaman internetten almam. Sonra iade etmek, posta ile göndermek filan zor bence.
Can: Neyse, Okan. Anladım, biraz daha düzenli olayım, istiyorsun. Beni düşünüyorsun. Elimden geleni yapacağım. Tamam mı?
Okan: Evet, arkadaşlar birbirlerini düşünürler. Ben de seni düşünüyorum. Şimdi kalk ve duşunu al. Okula birlikte gideceğiz ve sen de derste not tutacaksın.
Can: Tamam tamam kalkıyorum.
10. (s.92)
Danışma: Merhabalar, Profesör Doktor. Serap Akın'ın muayenehanesi.
Anne: Merhabalar, kolay gelsin. Ben kızım için randevu almak için arıyorum.
Danışma: Elbette, hastanın adını soyadını söyler misiniz?
Anne: Kızımın adı İlkay Yücel.
Danışma: İlkan mı dediniz?
Anne: Hayır, İlkay. "Y" ile. Yozgat'ın Y'si.
Danışma: İlkay Yücel. Peki, kaç yaşında.
Anne: Kızım 4 yaşında.
Danışma: Şikayetiniz neydi söyler misiniz?
Anne: Kızım geçen hafta merdivenden düştü. Acil hastaneye gittik, orada tomografi çektiler. Kafasında bir çatlak var. Doktoru bunun için ilaç verdi. Eczaneden ilaçlarını aldık ve tedaviye başladık. Ancak kızım biraz durgun. Yani yürüyor, konuşuyor ama sanırım biraz korktu. Ben psikiyatristten destek almak istedim bu nedenle.
Danışma: Anladım, efendim. Veli olarak kendi adınızı da söyler misiniz?
Anne: Adım Olcay Yücel.
Danışma: Olcay Hanım sizin de bilgilerinizi ekledim. Randevu için hafta içi mi hafta sonu mu uygunsunuz?
Anne: Hafta sonu uygunum. Hafta içi kızımın okulu var.
Danışma: Bakalım. Doktor Hanım hafta sonu sadece Cumartesi sabahtan öğleye kadar çalışır. Randevunuzu saat 13:00' kadar ayarlayabiliriz.
Anne: Bu hafta sonu sabah okulda veli toplantısı var. Bu Cumartesi randevu bize uygun değil. Peki, hafta içi randevular saat kaç ile kaç arasında?
Danışma: Hafta içi doktorumuza saat 19:00'ya kadar hastalar gelir. Sabah ise en erken randevular 08:00'da başlar. Siz hangi gün tercih edersiniz?
Anne: Bizim için Çarşamba sabahı uygun.
Danışma: Kontrol edelim. Çarşamba sabah 09:00'da bir boşluk var. Gelmek ister misiniz?
Anne: Evet, lütfen kayıt yapar mısınız?
Danışma: Elbette. Gelecek hafta Çarşamba günü saat 09:00'da randevunuzu kaydettim. Randevuya gelmeden önce kızınıza kahvaltısını mutlaka yaptırın. Ayrıca uykusuz olmasın. Yani tüm ihtiyaçlarını giderin böylece daha rahat bir görüşme olur.
Anne: Anlıyorum. Kahvaltısını mutlaka yaptıracağım.
Danışma: Size son bir soru sormak istiyorum.
Anne: Tabii.
Danışma: Profesör Doktor Serap Hanım'ı nereden buldunuz? Kayıtlarımız için bizimle paylaşır mısınız?
Anne: İnternette çocuk psikiyatristi ararken gördüm. Doktorum.com sitesinde kendisiyle ilgili olumlu yorumları gördüm ve aradım. İnternetten buldum yani.
Danışma: Bilgi için çok teşekkürler. Geçmiş olsun.
11. (s.110)
Öğrenci arabaya yaklaşarak sürücü ile konuşur.
Alice: Aydın Hocam, ne tarafa gidiyorsunuz?
Aydın: Ben Eyüpsultan tarafında oturuyorum, Alice. Sen ne tarafa gideceksin?
Alice: Hocam, ben Kadıköy'de oturuyorum ama Marmaray ile karşıya geçeceğim. Beni de Eminönü'ne bırakabilir misiniz?
Aydın: Elbette, Alice. Bin hadi arabaya.
Alice: Sağolun hocam. Eyüpsultan'da ne tarafta oturuyorsunuz?
Aydın: İskeleye yakın oturuyorum ben. Senin evin Kadıköy'ün neresinde?
Alice: Moda'da hocam.
Aydın: Uzakmış epeyce. Zor oluyor mu?
Alice: Yok hocam ya! Genelde vapurla geçiyorum karşıya zaten. Gayet memnunum. Bugün vapur seferleri iptal olmuş bu nedenle Marmaray ile geçeceğim.
Aydın: Neden iptal olmuş ki?
Alice: Sis var hocam bugün. Sisli havalarda vapurlar çalışamıyor.
Aydın: Aa doğru doğru. Hiç düşünemedim.
Alice: Hocam, ben Türkçe derslerinde zorlanıyorum. Yani siz çok emek veriyorsunuz ama ben bazen anlayamıyorum. Bir de ben biraz İngilizce de biliyorum ama Türkçe daha zor.
Aydın: Hangi kısımları anlayamıyorsun Alice? Ben derste Türkçeyi çok mu hızlı konuşuyorum?
Alice: Yok hocam ondan değil, siz yavaşça konuşuyorsunuz hatta her şeyi resimlerle gösteriyorsunuz ama ben bazen zorlanıyorum. Aslında dil bilgisinde iyiyim, kuralları rahatça anlıyorum. Yani bazı kelimeleri anlayamıyorum. Kelimelere nasıl çalışabilirim?
Aydın: Kelimelere şöyle çalışabilirsin. Bolca kitap okuyup sonra kitaptaki kelimelere sözlükten bakabilirsin.
Alice: Ama hocam, o zaman çok uzun sürüyor. Ben sıkılıyorum.
Aydın: Vallahi Alice, hiçbir şey kolay değil. Sadece çok çalışacaksın. Yoksa etkili bir şekilde dil öğrenemezsin.
Alice: Haklısınız hocam. Bir de ben konuşamıyorum. Yani derste sizi çok iyi anlayabiliyorum, kitaptaki alıştırmaları da yapabiliyorum ama ne yazık ki konuşamıyorum. Yani aklıma kelimeler gelmiyor.
Aydın: Alice, sen aslında çalışkan bir öğrencisin. Hatta hem bir işte çalışıyorsun hem de buraya kursa geliyorsun ama biraz pratiğe ihtiyacın var. Mesela daha fazla kişiyle konuşabilirsin.
Alice: Kiminle konuşabilirim hocam? Hiç Türk tanımıyorum ki!
Aydın: Zaten şu anda bir Türk ile daha az kelimelerle konuşabilirsin ama bence kendi kendine pratik yapabilirsin. Örneğin ayna karşısına geç ve konuş. Bir konu düşün. Örneğin: Bir günde neler yapıyorsun? En iyi arkadaşın kim? Ailende kimler var ve neler yapıyorlar? Bu sorulara cevap verip kendini anlatabilirsin.
Alice: Kendim konuşup kendim mi dinleyeyim yani?
Aydın: Evet, Alice. Ayrıca hem konuşup hem de sesini kaydedebilirsin. Kendini anlat mesela ve ses kaydı al ya da video çek. Ama okuma sakın. Sonra dinle bakalım kendini. Sesin tonlaman nasıl? Hangi kelimeleri kullanıyorsun? Bunları zenginleştirebilirsin daha sonra.
Alice: Tamam hocam, deneyeceğim bu tavsiyelerinizi. Hocam, trafik burada rahat gibi. Ben inebilirim.
Aydın: Tamam, Alice. İyi akşamlar!
Alice: İyi akşamlar, Hocam!
12. (s.110)
Anne: Hoş geldin oğlum. Yorgun görünüyorsun.
Ozan: Yoruldum anne ya! Hala alışamadım havaalanına. Her gün çok yoğun.
Anne: Alışırsın merak etme. Çok iş oluyor mu havaalanı güvenliği için?
Ozan: Olmaz mı? İnsanlar hala yasaklı eşyaları öğrenemediler.
Anne: İnsanlar hangi eşyalar uçakta yasak, hangi eşyalar yasak değil, nereden bilsinler Ozan?
Ozan: O kadar zor değil anne ya. Uçağa asla sıvı ya da içecek alamazlar. Ama bazı yolcular ısrar ediyorlar. Uçağa illa ki su şişesiyle binecekler.
Anne: İnsanlar susuyorlar tabii ve uçakta su fiyatları çok pahalı.
Ozan: Biliyorum, bilmez miyim? Ama bu da havaalanı güvenliği için gerekli bir önlem. Bebekli anneler mama için yanlarına bir miktar su alabilirler zaten. Bir de bazı yolcular X-Ray cihazlarından geçip ötüyorlar. Yani üstlerinde metal eşya var.
Anne: Eh unutabiliyorlar. İnsanlar yolculuğa çıkmadan önce heyecanlı ve telaşlı tabii.
Ozan: Evet, unutabilirler ama bazı kişiler yasak eşyaları ceplerine saklıyorlar. Ben onu anlamıyorum.
Anne: Nasıl yasak eşyalar?
Ozan: Örneğin biber spreyi.
Anne: Uçakta neden biber spreyi kullanacaklar ki?
Ozan: Ben de bilmiyorum. Sanırım bazı kişiler bunu komik buluyorlar.
Anne: Allah Allah! Garipmiş doğrusu.
Ozan: Bazı kişiler de el çantalarındaki krem ve parfümleri biz aldıktan sonra bize sinirleniyorlar.
Anne: Haklılar bence. Pahalı bir parfüm ya da krem olabilir.
Ozan: Anne uçakta yolcuların yanlarındaki sıvı miktarı için bir sınır var. Bu bilgi havaalanında her yerde yazıyor. Her yerde tabelalar var ve insanlar bu tabelaları okumuyor. Biz uyarıları gösterdikten sonra bize kızıyorlar. Anlayış bekliyorlar. Bize hep "Bu parfüm çok pahalı" ya da "Bu güneş kremini her zaman yanımda taşıyorum, mecburum" gibi cümleler söyleyip ısrar ediyorlar.
Anne: Ee, havaalanında zor şartlarda çalışıyorsun demek. Peki hangisini tercih edersin? Havaalanı mı alışveriş merkezi mi? İkisi de güvenlik görevlisi sonuçta.
Ozan: Havaalanını tercih ederim. Havaalanları 24 saat açık ama sonuçta gece geç saatler daha rahat oluyor ve daha az yolcu oluyor. Alışveriş merkezleri ise sadece 12 saat açık ama her zaman kalabalık.
Anne: O zaman daha fazla şikayet etme bakayım.
BU KİTABI NASIL KULLANMALIYIM?
"Yeni İstanbul Uluslararası Öğrenciler İçin Türkçe" öğretim seti Avrupa Dilleri Ortak Başvuru Metninde belirlenen dil düzeylerine göre hazırlanmıştır. Öğretim setimiz A1, A2, B1, B2 ve C1 olmak üzere beş dil düzeyi için hazırlanmış kur paketlerinden oluşmaktadır. Her bir kur paketinde ders kitabı, çalışma kitabı, dinleme ve video kayıtlarına ait karekodlar yer almaktadır. Elinizdeki bu kitap Avrupa Dilleri Ortak Başvuru Metninde yer alan kazanımlara uygun olarak seçilen konu alanlarına göre düzenlenmiş 6 üniteden oluşmaktadır. Her bir ünite, üç farklı alt konuya ayrılmış ve ünite başlarında öğretilmesi hedeflenen beceriler, dil bilgisi konuları ve kelime grupları sunulmuştur. Ünitelerde yer alan bölümler ve bu bölümlerin nasıl kullanılabileceğine ilişkin bilgiler aşağıda yer almaktadır:
BAŞLANGIÇ ÜNİTESİ, A1 düzeyinden önce bir ara aşama olarak planlanmıştır. Bilindiği gibi Avrupa Dilleri Ortak Başvuru Metninin 2001 baskısında A1, A2, B1, B2, C1, C2 olmak üzere toplam altı düzey bulunmaktayken, 2017 baskısında bu düzeylere bir de "A1 öncesi" düzey eklenmiştir. A1 öncesi düzey, "öğrenicinin henüz üretici bir beceri edinmediği, bir dizi sözcük ile kalıplaşmış ifade dağarcığına sahip olduğu" (Council of Europe, 2017, s. 47) bir düzeydir. Bundan hareketle kitabın Başlangıç ünitesinde, öncelikle öğrencileri Türkçenin seslerine alıştıracak dinleme etkinliklerine ve duyduğu harfi ayırt etmesini sağlayacak sesletim çalışmalarına yer verilmiştir. Ardından öğrencinin günlük hayatta en çok kullanacağı temel sözcükler ve sayılar resimler yoluyla sunulmuştur. Ayrıca uluslararası öğrencilerin günlük hayatta en çok ihtiyaç duyacakları temel kalıplar (selamlaşma, nerede olduğunu sorma, telefon numarasını sorma-söyleme) diyaloglar biçiminde verilmiştir. Bu ünitenin işlenmesinde öğretmenden beklenen, herhangi bir dil bilgisi açıklaması yapmaksınız gösterme, beden dilini kullanma, görsellerden yararlanma, çok sayıda örnek verme gibi tekniklerle öğrencilere Türkçenin seslerini kavratması, günlük hayatta en çok gerekli olan sözcük ve kalıp ifadeleri öğretmesidir. sic
Başlangıç ünitesinden sonraki her bir ünite, üç farklı alt konuya ayrılmış ve ünite başlarında öğretilmesi hedeflenen beceriler, dil bilgisi konuları ve kelime grupları sunulmuştur. Ünitelerde yer alan bölümler ve bu bölümlerin nasıl kullanılabileceğine ilişkin bilgiler aşağıda yer almaktadır:
sample page excerpt — ALFABE
ALFABE
1 1 Dinleyelim, tekrar edelim.
A a B b C c Ç ç D d E e F f G g Ğ ğ H h I ı İ i J j K k L l M m N n O o Ö ö P p R r S s Ş ş T t U u Ü ü V v Y y Z z
Ünsüzler Ünlüler b, c, ç, d, f, g, ğ, h, j, k, l, Kalın: a, ı, o, u m, n, p, r, s, ş, t, v, y, z İnce: e, i, ö, ü
sample page excerpt — HAZIRLIK ÇALIŞMASI with 13 numbered pictures of classroom objects
HAZIRLIK ÇALIŞMASI
1 Resimlere bakalım. Kelimeleri numaralarla eşleştirelim.
Çanta ( ) Elma ( ) Kitap ( ) Kalem ( ) Bilgisayar ( ) Fincan ( ) Cetvel ( ) Hesap makinesi ( ) Defter ( ) Tahta ( ) Harita ( ) Kulaklık ( ) Saat ( )
2 Resimlere tekrar bakalım. Bir numara söyleyelim. Arkadaşımız eşyanın adını söylesin.
Örnek: 2 numara — Cetvel
HAZIRLIK ÇALIŞMALARI bölümünde ünitedeki konuya ilişkin öznel sorular, kelime çalışmaları gibi etkinlikler yer almaktadır. Bu bölümde amaç; konunun ve ünitede yer verilen okuma metninin anlaşılmasının kolaylaştırmak, öğrencinin konuya ve okuma metnine aşina olması sağlamaktır. Bu nedenle Okuma bölümüne başlamadan önce Hazırlık Çalışmaları mutlaka yapılmalı ve öğrencilerin ön bilgilerini harekete geçirmeleri sağlanmalıdır. Hazırlık çalışmaları esnasında mümkün olduğunca farklı öğrencilere söz hakkı verilmelidir.
OKUMA bölümünde öğrencilerin dil düzeylerine, ünitenin konu alanına, öğretilecek dil bilgisi yapısına uygun metinler seçilmiştir. Bu metinler okuma becerisini ölçecek etkinliklerle birlikte sunulmuştur. Burada öğrenciden beklenen; metne bağlı kalarak yazılı ve sözlü çalışmalar yapabilmesidir. Metinlerde kullanılan etkinlikler, öğrenciyi metne bağımlı bir dil kullanımından, metinden bağımsız bir dil kullanımına yönlendirecek şekilde düzenlenmiştir. Okuma esnasında dil bilgisi çeviri yöntemi kesinlikle kullanılmamalı; ders hedef dilde işlenmelidir. Öğrenciler, bilmedikleri sözcükleri bağlamdan çıkarmaya, eğer bağlamdan çıkaramıyorlarsa sözlük kullanmaya teşvik edilmelidir.
sample page excerpt — OKUMA, four short texts with photos
OKUMA
3 Aşağıdaki başlıkları uygun metinlere yerleştirelim.
ÖZEL GÜNLER
Evlilik yıldönümü / Anneler günü / Öğretmenler günü / Doğum günü
Türkiye'de Mayıs ayının ikinci pazar günü anneler günüdür. Biz anneler gününden önce annemize bir hediye alıyoruz. O gün annemize çiçekler ile hediyelerimizi veriyoruz. Sonra annem, babam ile hep beraber yemeğe gidiyoruz. Yemek yedikten sonra anneannemi ve babaannemi ziyaret ediyoruz. Onların da anneler gününü kutluyoruz ve hediyelerini veriyoruz. O gün herkes çok mutlu oluyor.
Ahmet ile ben 3 yıldır evliyiz. Biz her yıl evlilik yıldönümümüzü dışarıda kutluyoruz. O gün birbirimize hediyeler alıyoruz. Dışarıda güzel bir yemek yiyoruz ve eğleniyoruz. Bu sene yıldönümümüzü evde kutluyoruz. Çünkü bir ay sonra bebeğimiz doğuyor.
Biz ilkokul birinci sınıftan beri her 24 Kasım öğretmenler gününde öğretmenimize küçük, çeşitli hediyeler alıyoruz ya da bütün sınıf para topluyoruz ve büyük bir hediye alıyoruz. Biz öğretmenimizi çok seviyoruz çünkü o bize her gün yeni bir şeyler öğretiyor.
Ben Gözde. Doğum günüm 27 Aralık'ta. Senelerden beri farklı yerlerde doğum günü partisi yapıyo- rest of the faded excerpt
sample page excerpt — YA SİZ?
YA SİZ?
- Siz nerelisiniz ve hangi dili konuşuyorsunuz?
- Sizin en yakın arkadaşlarınız kimler?
- Sizin arkadaşlarınız nereli ve hangi dili konuşuyorlar?
YA SİZ bölümünde; okuma metni ile aynı konuda olan öznel sorular bulunmaktadır. Bu bölüm sayesinde öğrenciler metindeki konu hakkındaki düşüncelerini kendi hayat tecrübelerinden hareketle açıklayabilmektedir. Bu kısımda öğrencinin okuma metninden aldığı bilgileri kendi hayatı ile ilişkilendirerek anlatması amaçlanmaktadır.
DİLBİLGİSİ bölümü; Okuma bölümündeki metinde geçen dil bilgisi yapılarını, bu yapıların açıklamalarını ve kullanım örneklerini içermektedir. Ayrıca kursa katılma imkânı bulamayan kişilerin kendi kendilerine Türkçe öğrenmelerini kolaylaştırabilmek için dil bilgisi konu ve açıklamalarının İngilizce çevirilerine de yer verilmiştir. Her dil bilgisi açıklamasının ardından verilen dil bilgisi yapısına ait örnek cümleler, dilbilgisi alıştırmaları ve öğrencileri önceki ünitelerde öğrendikleri dilbilgisi konusu ile yeni dilbilgisi konusunu bir arada sunan pekiştirici alıştırmalar yer almaktadır. Bu bölümde, öğrencinin hedeflenen dil düzeyinde kullanması gereken dil yapılarının öğretilmesi hedeflenmektedir. Ancak unutulmamalıdır ki sadece dil bilgisini bilmek, o dilde anlama ve anlatma becerileri kazanmayı sağlamamaktadır. Bu nedenle dersler sadece dil bilgisi ağırlıklı yürütülmemeli; tüm beceri alanlarına eşit süre ayrılmalıdır. Öğretilen dil yapısı mutlaka okuma, dinleme, konuşma ve yazma etkinlikleri içinde pekiştirilmelidir.
sample page excerpt — DİL BİLGİSİ
DİL BİLGİSİ
Yönelme Durumu (Dative Case)
Fiilin yöneldiği, yaklaştığı varlığı gösterir.
This case indicates the object to which the verb gravitate.a, ı, o, u → -(y)a e, i, ö, ü → -(y)e
1. NOT: Ünsüz Yumuşaması: İki ünlü arasındaki "p, ç, t, k" ünsüzleri "b, c, d, g / ğ" olur.
Consonant Lenition: If there is one of "p, ç, t, k" between two vowels, they convert into "b, c, d, g/ğ".
p, ç, t, k → b, c, d, g/ğ2. NOT:
Ben + e → Bana
Sen + e → Sana
O + n + a → OnaÖrnek:
Her sabah işe gidiyorum.
Öğretmen derse başlıyor.
Kedi ağaca tırmanıyor.
Annem bana çay veriyor.
Öğrenciler kitaba bakıyor.5 Aşağıdaki boşlukları yönelme durumu "-(y)A" eki ile tamamlayalım.
- Pervin otobüs biniyor.
- Adam deniz bakıyor.
- Ben ev yürüyorum.
- Selin yurt gidiyor.
- Sen o yalan söylüyorsun.
Uzaklaşma Durumu (Ablative Case)
Bu ek, varlığın bir yerden ayrıldığını, uzaklaştığını gösterir. Varlığın yerinin değiştiğini bildirir.
This suffix indicates object is leaving away, and it's place changes.a, ı, o, u → -Dan
e, i, ö, ü → -DenÖrnek:
Taksim'de otobüsten iniyorum.
Aslı köpekten çok korkuyor.
Esra marketten geliyor.
Cenk işten çıkıyor.
Mustafa, Ali'den borç istiyor.6 Aşağıdaki boşlukları ayrılma durumu eki "-DAn" ile tamamlayalım.
- Begum romantik filmler hoşlanıyor.
- Annem ben yardım istiyor.
- Banka para çekiyorum.
- Almanya' geliyorum.
- faded fifth item
DİNLEME bölümünde; okuma bölümünde olduğu gibi öğrencilerin dil düzeylerine, ünitenin konusuna, öğretilecek dil bilgisi yapısına uygun metinler seçilmiştir. Bu metinler için öğrencinin dinleme becerisini ölçecek etkinlikler düzenlenmiştir. Metni dinlemeye başlamadan önce, öğrencilerden dinleme sonrasında yer alan etkinlikleri incelemeleri, dinleme sırasında bu etkinliklerdeki soruların cevaplarını aramaları istenmelidir. Metin bir defa dinlendikten sonra, eğer gerek olursa bilinmeyen sözcükler, konu ve yeni dil yapılarıyla ilgili açıklamalar yapılmalıdır. Ardından metin bir kez daha dinletilmeli ve öğrencilerin bütün etkinlikleri tamamlamalarına fırsat verilmelidir. Sonrasında dinleme etkinlikleri sınıfça beraber yapılmalı, gerek görülen noktalar öğretmen tarafından tekrar açıklanmalıdır. Dinleme esnasında kayıt öğretmen tarafından sürekli durdurularak metin bütünlüğü kesintiye uğratılmamalıdır.
sample page excerpt — DİNLEME, photo of the Kapalıçarşı interior
DİNLEME
9 3 Metni dinleyelim. Boşlukları dolduralım.
KAPALIÇARŞI
A: 1 neresi?
B: Burası Kapalıçarşı.
A: Şunlar 2?
B: Onlar turist.
A: Kapalıçarşı büyük 3?
B: 4, burası büyük bir çarşı.
A: Şurası kafe mi?
B: Hayır, orası kafe 5. Mağaza.
KONUŞMA bölümünde ünitedeki konu alanı doğrultusunda, öğrencilerin hem karşılıklı konuşma hem de sözlü anlatım becerilerini geliştirmeye yönelik öğrenci merkezi etkinlikler yer almaktadır. Müfredatı yetiştirme kaygısıyla bu bölüme ayrılan süre kesinlikle kısa tutulmamalıdır. Konuşma bölümünün işlenmesinde her öğrenciye eşit söz hakkı verilmeli, öğrencinin sözü kesilmeden konuşan öğrenci tüm sınıfça dinlenmelidir. Öğrencinin konuşma hatası varsa, iletişimi kesmeden doğru sözcük / cümle öğretmen tarafından tekrar edilmek suretiyle düzeltilmelidir. Özellikle başlangıç seviyesinde düzeltilmeyen konuşma hataları ileride kemikleşebilmektedir.
sample page excerpt — KONUŞMA, photo of two people facing each other with flags between them
KONUŞMA
11 Aşağıdaki soruları arkadaşımızla birbirimize soralım. Arkadaşımıza kendi ana dilimiz hakkında bilgiler verelim.
- Nerelisiniz? Ana diliniz ne?
- Ana dilinizde Türkçe'den farklı sesler var mı? Alfabenizde kaç harf var? Ana dilinizde hangi harfler Türkçede yok?
- Ana diliniz hangi dile benziyor? Türkçeye benziyor mu?
- Hangi dilleri biliyorsunuz?
- Kaç farklı dilde "Merhaba" ve "Seni seviyorum" diyebiliyorsunuz?
sample page excerpt — YAZMA, a social-media profile form with a hand holding a pen
YAZMA
10 Aşağıda bir sosyal medya sitesi için bir profil bilgileri var. Profili kendimiz bilgilerimizle dolduralım.
SOSYAL MEDYA PROFİLİ
HAKKIMDA
ADI:
SOYADI:
CİNSİYETİ:
MEDENİ DURUMU:
ÜLKESİ:
MİLLİYETİ:
ŞEHRİ:
ANA DİLİ:
MESLEĞİ:
EĞİTİM DURUMU:
YABANCI DİL BİLGİSİ:
TELEFON NUMARASI:
HOBİLERİ:
YAZMA bölümünde ünitedeki konu alanlarına uygun yazma etkinlikleri yer almaktadır. Bu etkinlikler bütünleşik beceri öğretimine uygun olarak okuma-yazma, dinleme-yazma, konuşma-yazma biçiminde yapılandırılmıştır. Yazma çalışması sırasında öğretmen sıraların arasında dolaşarak her öğrencinin yazdığından emin olmalı, yazmak istemeyen öğrencilere daha fazla ilgi göstererek onları cesaretlendirmelidir. Öğretmen mutlaka her bir yazma çalışmasına dönüt vermelidir. Dönüt verirken öğrencilerin yanlışlarını kırmızı kalemle çizip üstüne doğrusunu yazmaktan ziyade; yanlışın altını çizmeli, öğrenciden kendi yanlışını kendisinin düzeltmesini istemelidir.
sample page excerpt — İZLE - ÖĞREN, four video stills
İZLE - ÖĞREN
SAYILAR
1 3 Videoları izleyelim. Aşağıdaki soruları cevaplayalım.
- Mariam yaşında.
a. yirmi üç b. otuz üç- Onun telefon numarası .
a. 0508 038 86 89 b. 0508 308 86 89- Telefon TL .
a. 1550 b. 1750- Türkçe sınıfı katta.
a. üçüncü b. dördüncü- Ayşe'nin kardeşi var.
a. üç b. iki- Kantinde çay TL.
a. üç b. iki- Çantada kalem var.
a. bir b. dört
İZLE - ÖĞREN bölümünde ünitenin kazanımlarının pekiştirilmesi ve öğrencinin gerçek ortamdaki dil kullanımını görmesi amacıyla hazırlanmış vido çekimleri ve etkinlikler bulunmaktadır. Videoyu izlemeye başlamadan önce, öğrencilerden video kaydına ilişkin etkinlikleri incelemeleri, izleme sırasında bu etkinliklerdeki soruların cevaplarını aramaları istenmelidir. İzleme sırasında öğretmen kaydı durdurup öğrencilerden sonra ne olacağını tahmin etmelerini isteyebilir ya da siz olsaydınız ne yapardınız, gibi konu hakkında düşündürücü sorular sorabilir. Video kaydı gerek görüldüğünde ikinci kez izletilebilir. sic
GÜNLÜK İFADELER bölümünde öğrencinin günlük hayatta sıklıkla duyacağı ancak ders kitaplarında hepsinin yer almasının mümkün olmadığı ifadeler konu alanlarına göre listelenerek sunulmuştur. Bu bölümün işlenmesinde, öğretmen öğrencilerden ilk önce kitapta yer alan ifadelere hızlıca göz atmalarını isteyebilir ve bunlardan hangilerinin anlamını bildiklerini sorabilir. Öğrencilerin cevaplarına göre, daha önce hiç duymadıkları ifadenin anlamını tahmin etmelerini ister, onun yerine başka hangi sözcük/sözcük gruplarını kullanabileceklerini sorar. Öğrencilerin cevaplarına dönüt –düzeltme verir, her bir ifadeyle ilgili örnek bağlamlar oluşturur. Eğer olanak varsa, bilgisayarda bir arama motoruna o ifadeyi yazar ve o ifadenin en çok hangi sözcüklerle kullanıldığını öğrencilere gösterir.
sample page excerpt — GÜNLÜK İFADELER, word cards
GÜNLÜK İFADELER
SIKLIK İFADELERİ
Az · Asla · Daima · Hiç · Her zaman · Hiçbir zaman · Her gün · Kimi zaman · two faded cards
sample page excerpt — MİKROFON SENDE
MİKROFON SENDE
Bir pano hazırlayalım ve ülkemizi resimlerle tanıtalım.
Panoya ülkemizin bayrağını, haritasını çizelim.
Sizin dilinizde "Evet", "Hayır" ve "Tamam" ne demek? Yazalım.
Alfabemiz farklıysa örnek harfler gösterelim
MİKROFON SENDE bölümü öğrencilerin grup halinde çalışmalarına ve karşılıklı konuşmalarına olanak sağlayacak eğlenceli etkinliklerden oluşmaktadır. Bu bölümde öğretmen, öğrencilere ayrıntılı olarak oyunu/etkinliği açıklar, örnekler vererek her bir öğrencinin ne yapacağını tam olarak anlamasını sağlar. Öğrenci kendisinden istenenin tam olarak ne olduğunu bilemediğinde derse katılamamaktadır. Bu nedenle bu bölümde öğretmenin etkinliği ayrıntılı olarak açıklaması, sonrasında da öğrencilerin uygulamalarına dönüt vermesi, hataları varsa düzeltmesi gerekmektedir.
KENDİNİ ÇEK bölümünde öğrencilerden ünitedeki konu alanına uygun video çekmelerini ve bu videoları sınıfta paylaşmalarını isteyen etkinlikler bulunmaktadır. Bu bölüm öğrencilere ev ödevi olarak verilmeli, öğrencilerin çektikleri videolar sınıfta diğer öğrencilere izletilmeli, birbirlerinin videolarını değerlendirmeleri istenmelidir. Eğer sınıf kalabalıksa, elbette bir derste tüm videoların izlenmesi mümkün olmayabilir. Bu durumda öğretmen rastgele seçtiği videoları sınıfta izletebilir, geri kalanları kendisi izleyerek dönüt verebilir. Ancak öğretmen her derste sadece belli öğrencilerin değil, farklı öğrencilerin çektikleri videoları sınıfta izlettiğinden emin olmalıdır.
sample page excerpt — KENDİNİ ÇEK, collage of photos
KENDİNİ ÇEK
sample page excerpt — KÜLTÜRDEN KÜLTÜRE, three wedding photos
KÜLTÜRDEN KÜLTÜRE
EVLİLİK GELENEKLERİ
Türkiye'de gelin, düğünden bir gün önce "kına gecesi" yapıyor. Bu gecede sadece kadınlar oluyor ve türkü eşliğinde ellerinde kınalarla gelinin etrafında dönüyorlar. Kınayı kaynana yakıyor. Düğünde de gelin, ayakkabısının altına bekârların isimlerini yazıyor. Düğün sırasında bir kişinin ismi ayakkabıdan çabuk silinirse insanlar "O kişi en erken evlenecek." diye düşünüyorlar.
İskoçya'da gelin, düğünden bir gece önce aile büyüklerinin ortasına oturuyor ve onlara ayaklarını yıkatıyor. Bu gelenek, çiftin mutluluğunu sembolize ediyor. Düğünde ise gelin iki ayakkabısına da bozuk para koyuyor.
Bulgaristan'da düğünden önceki perşembe günü hamur ve maya karıştırıyorlar, özel bir ekmek yapıyorlar. Bu ekmek, yeni ailenin oluşumunu sembolize ediyor. Düğünde de gelin ile damada somun ekmeği veriyorlar. Bunlardan biri bu ekmekten daha büyük parça koparırsa "Evde onun sözü geçecek." diye düşünüyorlar.
- Sizce en zor ve en ilginç gelenek hangisi? Karşılaştıralım.
KÜLTÜRDEN KÜLTÜRE bölümü kültürlerarası farkındalığı arttırmak amacıyla, kültürden kültüre değişen çeşitli konular hakkında bilgi veren metinlerden oluşmaktadır. Dil kültürün bir parçası olduğundan, yabancı dil bilmek aynı zamanda o dilin içinde geliştiği kültür hakkında bilgi sahibi olmak demektir. Bu düşünceyle hazırlanan Kültürden Kültüre bölümünde amaç; öğrencilerin çeşitli kültürler hakkında belirlenen konularla ilgili bilgi sahibi olmalarını sağlamaktır. Öğretmen bu bölümü işlerken önce öğrencilerden metinleri okuyup yorumlamalarını istemeli, ardından ".... konusu sizin ülkenizde/kültürünüzde nasıl?" diye sorarak öğrencileri konuşturmalı, ardından da o konunun Türk kültüründe nasıl yer aldığını açıklamalıdır. Bu bölüm işlenirken Türk kültürü empoze edilmeye ya da başka kültürler eleştirilmeye kalkılmamalıdır.
BİR ADIM ÖTESİ bölümünde derslerde sıklıkla kullanılan ve öğrencilerin bilmeleri gereken bazı kalıplar ve cümleler öğretilmektedir. Öğretmenden beklenen bu örnek cümlelere uygun bağlam oluşturmaları ve öğrencilerin verilen örnek cümleleri uygun bağlamlarda kullanmalarını sağlamaktır.
sample page excerpt — BİR ADIM ÖTESİ
BİR ADIM ÖTESİ
YOK / DEĞİL
1. Aşağıdaki cümlelerde doğru seçeneğin altını çizelim.
- O Türk yok/ değil.
- Türkiye'de okyanus değil/yok.
- Benim işim çok zor yok/değil.
- Bugün ofiste işim değil/ yok.
- Okulda kantin kapalı değil/yok
- Buzdolabında süt yok/değil.
- Buzdolabı çok pahalı yok/değil.
- Aç yokum/değilim.
- Fırında sıcak ekmek yok/değil.
- Odamda mavi bir masa yok/değil.
EĞLENELİM ÖĞRENELİM bölümünde her bir öğrenme ünitesindeki konuların pekişmesini sağlayacak eğitici oyunlar ve eğlenceli etkinlikler bulunmaktadır. Öğretmenden beklenen, bu bölümü işlerken tüm sınıfın etkin katılımını sağlaması, her öğrenciye eşit söz hakkı vermeye özen göstermesidir.
sample page excerpt — EĞLENELİM ÖĞRENELİM, a numbered crossword grid and a photo of stairs
EĞLENELİM ÖĞRENELİM
Aşağıdaki resimlere bakalım ve bulmacayı çözelim.
sample page excerpt — NELER ÖĞRENDİK?
NELER ÖĞRENDİK?
1. Aşağıdaki boşlukları uygun biçimde tamamlayalım.
- Eş ofis çalışıyoruz.
- Deniz' bebek bakıyorum.
- Arkadaş köpek korkuyorum.
- O kız ayakkabı model çok güzel.
- Yarın kardeş okul gidiyorum.
- Onlar otobüs iki saat sonra geliyor.
- O ev havuz var.
- Çocuklar hiç kitap yok.
NELER ÖĞRENDİK bölümünde ünitede yer alan konuların ne kadar öğrenildiğini, öğrencilerin nerelerde eksikliklerinin bulunduğunu saptamak amacıyla oluşturulmuş kısa sınavlar bulunmaktadır. Bu bölümün ünite bitiminde derste yapılması, öğretmenin öğrencilerin yanlış yaptıkları yerleri tespit ederek o konuyu yeniden özetlemesi önerilmektedir. Çünkü bir öğrenme ünitesi tam olarak öğrenilmeden yenisine geçildiğinde, bir sonraki konunun öğrenimi mümkün olmamaktadır. Bu nedenle öğrencilerin her bir konuyu tam olarak öğrendiklerinden emin olmak için, bu bölümün dikkatlice yapılması ve kontrol edilmesi gerekmektedir.
ÖZ DEĞERLENDİRME bölümünde öğrenciler, Avrupa Dilleri Ortak Başvuru Metninde yer alan kazanımlara ne kadar ulaştıklarını kendileri değerlendirmektedirler. Öğrencilerden her bir beceriyi bölümde verilen puanlama sistemine göre işaretlemeleri istenmektedir. Bu bölümde, öğrencinin her bir beceri için kendini değerlendirmesi ve eksik gördüğü becerilerde o beceriye ait olan etkinliklere dönerek tekrar çalışması beklenmektedir. Öğretmenin bu bölümün doldurulması konusunda öğrencilere rehberlik etmesi, tabloda yer alan maddeleri öğrencilere açıklaması gerekmektedir.
sample page excerpt — ÖZ DEĞERLENDİRME
ÖZ DEĞERLENDİRME
Bunları Türkçede yapabilir misiniz? Her cümle için kendinize bir puan veriniz. 1: Yapamam, 2: Biraz yapabilirim, 3: Yapabilirim, 4: İyi yapabilirim, 5: Çok iyi yapabilirim.
1 2 3 4 5 1. Ailemi, akrabalarımı ve çevremi tanıtabilir, bunlarla ilgili basit konuşma ve yazıları anlayabilir, bunları basit kalıp ve cümleleri kullanarak anlatabilirim. 2. Yer - yön ifadelerini kullanarak yer, nesne ve rest of the faded row
sample page excerpt — KELİME LİSTESİ
KELİME LİSTESİ
İSİMLER FİİLLER abla almak ağabey dans etmek ağız çalmak aile hissetmek amca yazmak anadil faded verb
KELİME LİSTESİ bölümünde, o öğrenme ünitesinde yer alan yeni kelimeler isimler, fiiller ve kalıp ifadeler olarak gruplanmış olarak sunulmaktadır. Konu seçimi, öğrencilerin dil düzeylerine uygun yapıldığından konularda yer alan bu kelimeleri öğrencilerin öğrenmesi beklenmektedir. Ünite bitiminde öğretmen öğrencilerden kelime listesine göz atmalarını istemeli, bilmedikleri kelime olup olmadığını kontrol etmelidir. Ayrıca öğretmen, kendilerine ait bir kelime defteri tutmaları, yeni öğrendikleri kelimelerin anlamlarını kendi cümleleriyle bu deftere yazmaları konusunda öğrencilere önerilerde bulunmalıdır.
KAYNAKÇA
Adalı, O. (2004). Türkiye Türkçesinde Biçimbirimler, İstanbul: Papatya Yayınları.
Aksoy, Ö. A. (1984). Atasözleri ve Deyimler Sözlüğü, Ankara: Türk Dil Kurumu Yayınları.
Banguoğlu, T. (2007). Türkçenin Grameri, Ankara: Türk Dil Kurumu Yayınları.
Council of Europe. (2017). Common European Framework of Reference for Languages: Learning, Teaching, Assessment, Companion Volume Provisional Edition, Language Policy Programme, Education Policy Division, Education Department.
Demir, N., Yılmaz, E. (2011). Türkçe Ses Bilgisi, Eskişehir: Anadolu Üniversitesi Yayınları.
Demircan, Ö. (2002). Türkçenin Ses Dizimi, İstanbul: D-R Yayınları.
Ediskun, H. (1999). Türk Dilbilgisi, İstanbul: Remzi Kitabevi.
Ergenç, H. (2002). Konuşma Dili ve Türkçenin Söyleyiş Sözlüğü, İstanbul: Multilingual.
Ergin, M. (2004). Türk Dil Bilgisi, İstanbul: Bayrak Basın Yayın Tanıtım.
Karaağaç, G. (2012). Türkçenin Dil Bilgisi, Ankara: Akçağ Yayınları.
Karahan, L. (2004). Türkçede Sözdizimi, Ankara: Akçağ Yayınları.
Korkmaz, Z. (2009). Türkiye Türkçesi Grameri, Ankara: Türk Dil Kurumu Yayınları.
Özsoy, S. (2004). Türkçenin Yapısı I: Ses Bilimi, İstanbul: Boğaziçi Ünv. Yayınları.
TDK (2011). Türkçe Sözlük, Ankara: Türk Dil Kurumu Yayınları.
TDK (2012). Yazım Kılavuzu, Ankara: Türk Dil Kurumu Yayınları.
TELC-MEB, (2013). Diller İçin Avrupa Ortak Öneriler Çerçevesi Öğrenim, Öğretim ve Değerlendirme, Frankfurt/Main: telc GmbH.
ALINTI METİNLER
| Başlık | Kaynak |
|---|---|
| Dünyaca Ünlü Türk Doktor Mehmet Öz'den 7 Altın Tavsiye | http://arsiv.sabah.com.tr/ozel/uzun1000/dosya_1001.html |
| Sağlık İçin Daha Çok Balık Tüketin. | http://www.haberturk.com/saglik/haber/632983-saglik-icin-daha-cok-balik-tuketin |
| Doksan Dokuz Altın Yeter | http://www.gencgelisim.com/v2/content/view/535/2/ |
| Keloğlan ve Sihirli Tas | http://www.bilgicik.com/yazi/keloglan-ve-sihirli-tas-masal/ |
| Bir İstanbul Efsanesi | Ferhat Aslan, "Tılsımlı Şehir İstanbul" |
| Eşeğin Sözüne mi? | http://www.komikdunya.com/default.asp?istek=fikra_ |
| oku&fikraid=3396 | |
| Çalıkuşu Reşat Nuri Güntekin, "Çalıkuşu" |
NOT-1: Ders kitabında kullanılan alıntı metinler öğrencilerin dil seviyelerine uygun şekilde yeniden düzenlenmiştir.
NOT-2: İstanbul Yabancılar İçin Türkçe öğretim setinde kullanılan fotoğraflar 'shutterstock.com'dan haklarıyla satın alınmıştır. Ayrıca sayfa 23'teki fotoğrafından dolayı Mustafa Yılmaz'a teşekkür ederiz.