DİNLEME METİNLERİ
1 - (s. 12)
Yeni bir eve taşınıyorsunuz ve evinizdeki gereksiz eşyaları yeni evinize götürmek istemiyor musunuz? Öyleyse şu tavsiyelerimizi dikkatle dinleyin ve evinizdeki bütün gereksiz eşyalardan kurtularak yeni evinizde huzur dolu, rahat bir ortam yaratın. İşte tavsiyeler: Her odayı boşaltmak için kendinize en az 2 saat verin. Bütün dolaplardaki, çekmecelerdeki eşyalarınızı boşaltarak odanın ortasına toplayın. Bu eşyalardan hangilerini altı aydır kullanmıyorsunuz? Bunları başka insanlara vermek, çöpe atmak ya da saklamak mı istiyorsunuz? Bu eşyaları üç ayrı grupta toplayın. Birinci ve ikinci gruptaki eşyaları büyük kutulara koyarak odadan çıkarın. Sonra diğer eşyalarınızı paketleyin ve yeni evinize rahatça taşının. Yeni evinize taşındıktan sonra da evinizi tekrar gereksiz eşyalarla doldurmayın. Mesela yeni bir eşya almadan önce kendinize şunları sorun: Evde buna benzer bir eşyanız var mı? Bu eşya size lazım mı? Bu eşyayı nereye koyacaksınız? Ayrıca, evinize yeni bir eşya aldıktan sonra eskisini atın. Örneğin yeni bir palto aldıktan sonra eski paltonuzu ya atın ya da başka insanlara verin. Her ay dolaplarınıza ve çekmecelerinize bakın ve sizin için gereksiz eşyaları ayırın.
2 - (s. 15)
Nadia: Affedersiniz, Maslak'a nasıl gidebilirim?
Adam: Karşıya geçin, bu caddede 100-150 metre sonra dolmuş durakları var. Oradan Maslak dolmuşlarına binebilirsiniz.
Nadia: Dolmuşta İstanbul Kart kullanabilir miyim?
Adam: Hayır, dolmuşlarda sadece nakit para kullanabilirsiniz.
Nadia: Yanımda nakit para yok. Ama İstanbul Kartım var. İstanbul Kart kullanarak nasıl gidebilirim? Maslak'a gitmek için başka bir ulaşım aracı var mı?
Adam: Evet, otobüse de binebilirsiniz. Dolmuş duraklarının biraz ilerisinde otobüs durakları var. Otobüslerde İstanbul Kart kullanabilirsiniz.
Nadia: Çok teşekkür ederim. Peki, hangi otobüse bineceğim?
Adam: Otobüsün numarasını bilmiyorum. İETT'nin internet sitesine bakarak öğrenebilirsiniz.
Nadia: Pardon İETT ne?
Adam: İETT, İstanbul'daki ulaşım araçlarının ücretlerini, saatlerini ve programlarını kontrol ediyor ve düzenliyor.
Nadia: Hımm. Anladım.
Adam: Siz, bu siteden İstanbul'daki bütün ulaşım araçları, duraklar ve ulaşım araçlarının saatleri ile ilgili bilgi alabilirsiniz.
Nadia: Çok teşekkürler. Ben bu siteyi bilmiyordum ve her zaman başkalarına soruyordum. Bundan sonra bir yere gitmek için bu siteyi kullanayım.
Adam: Evet, sizin için kolaylık olur. İyi günler.
Nadia: İyi günler.
3 - (s. 21)
Meryem: Alo Lisa, merhaba. Haberleri duydum, çok sevindim. Yaz okulu için Türkiye'ye geleceksin değil mi?
Lisa: Teşekkür ederim Meryem. Evet, iki hafta sonra İstanbul'a gideceğim ve orada üç ay kalacağım. Türkiye'ye gitmişken İzmir, Muğla, Ankara'yı da gezeceğim.
Meryem: Muhakkak gez. Eminim, Türkiye'yi çok seveceksin. Sana kendi kültürümüz hakkında birkaç tavsiye vermek istiyorum.
Lisa: Çok sevinirim Meryem. Bu tavsiyelere ihtiyacım olacak.
Meryem: Türkiye'ye gelmeden önce futbol takımları hakkında bir şeyler öğren. Türkiye'de pek çok insan futbol konusunda çok fanatiktir. Futbolu çok severler.
Lisa: Türkiye'deki Galatasaray, Fenerbahçe ve Beşiktaş gibi ünlü takımları biliyorum. Peki, İstanbul'da trafik çok yoğunmuş, doğru mu?
Meryem: Evet, evet.. Trafiğe hazırlıklı ol. Özellikle sabah ve akşam saatlerinde uzun süre trafikte kalabilirsin. Trafikte sürücüler çok sinirli olabilir, dikkatli ol.
Lisa: Tamam dikkat ederim. Güvenlik tedbirleri fazlaymış, doğru mu?
Meryem: Alışveriş merkezine, bankaya ve bazı şirketlere girerken güvenlik kontrolleri çok fazla. Bu durumdan sıkılabilirsin.
Lisa: Evet, burada da güvenlik önlemleri aynı şekilde zaten. Ama ben en çok yemekleri merak ediyorum. Türk yemekleri hakkında ne gibi tavsiyeler verebilirsin?
Meryem: Kokoreç, hamsi veya döner gibi yiyecekleri dene. Ben baklavaya bayılıyorum. Çok meşhur bir tatlıdır, denemelisin.
Lisa: Mutlaka deneyeceğim.
Meryem: Bir de otobüste ya da bir bankta yanında yaşlı bir teyze otururken sana sorular sorabilir, şaşırma. Kısa cevaplar verebilirsin.
Lisa: Nasıl yani?
Meryem: Biz Türkler çok meraklıyızdır. Tanışırken sana "Adın ne, nerelisin, evli misin, bekar mısın, kaç yaşındasın, ne iş yapıyorsun, hatta maaşın ne kadar?" gibi sorular sorabilirler.
(gülüşürler)
Lisa: Aa, ilginçmiş. Peki, nazikçe cevap vereceğim.
Meryem: Bizler çok misafirperver insanlarız. Türkiye'deki insanlar senin dilini bilmeyebilir ama sana yine de yardımcı olmak isterler. Türkler seni hemen evlerine davet edeceklerdir. Ama Türkiye'de bir eve girmeden önce ayakkabılarını çıkar, unutma. Evde giymek için sana bir misafir terliği vereceklerdir, onu giyebilirsin.
Lisa: Bu konuda biraz araştırma yaptım. Türkiye'de bir eve giderken hediye alacağım.
Meryem: Evet, hediyelerden çok hoşlanırız. Sen de birisi sana bir hediye verdikten sonra, paketi aç ve "Çok beğendim." de. Bunu görmek isteyecektir.
Lisa: Bu tavsiyelerin hepsini dikkate alacağım. Çok teşekkür ederim Meryem.
Meryem: Türkiye'de görüşürüz, iyi yolculuklar.
Lisa: Teşekkür ederim. Görüşmek üzere.
4 - (s. 31)
A: Gazetedeki haberi okudun mu? Gazeteye göre birçok şirket, çalışanlarını motive etmek için çeşitli yollara başvuruyormuş. Özellikle internet şirketleri. Mesela Yahoo şirketi çalışanlarına ücretsiz servis imkânı sunuyor. Ayrıca iş yerinde dişçi ve kuaför bulunuyor ve ayda bir birlikte film izliyorlar. Bunlar bence çalışanların motive olması için çok güzel imkânlar.
B: Google'ın da imkânları çok iyi. Öğle yemekleri ücretsiz ve restoranda 11 farklı mutfağa ait yemekler var. Ayrıca iş yerine köpeğini getirmek de serbest.
A: Evet, iş yerinde yemeklerin verilmesi çok iyi. Biliyorsun aç ayı oynamaz. Palmolive firması da işçiler emekli olmadan üç ay önce çalışma saatlerini azaltıyor. İnsanlar bu süreçte haftada sadece 3 gün çalışıyorlar.
B: Evet, güzel düşünce. Bu sistem insanları 3 ay öncesinden emekliliğe hazırlıyor. Alt kattaki ilaç şirketi de yılın en iyi elemanına tatil armağan ediyor. Geçen sene bir arkadaşım Kıbrıs'ta 5 yıldızlı bir otelde tatil yaptı.
A: Bizim şirkete de böyle şeyler lazım. Bence hep beraber iş çıkışı yemeğe çıkmamız ya da hafta sonu pikniğe gitmemiz, sohbet edip kaynaşmamız için iyi olur.
B: Bence de. Bu haberi müdürün masasına koyalım. Belki bir değişiklik görürüz.
A: Umarım.
5 - (s. 37)
Günümüzde sayısız başarı hikâyesi var. Sıfırdan başlayıp şimdi çok başarılı isimlerin birçoğunun ortak özellikleri bulunuyor. Bu özellikleri onların başarısının temeli aslında. Belirli davranışlar muhteşem bir zekâ ile birleşiyor ve ortaya eşsiz sonuçlar çıkıyor. Bu isimler kendilerini sıfırdan var etmeyi başarıyor ve aynı zamanda insanlığa da hizmet sunuyor.
Sıfırdan başlamak birçok kişiye korkutucu gelebilir. Çünkü sıfırdan başlamak elinde hiçbir şey olmaması demektir. Elinde hiçbir şey olmadan engellerle mücadele etmek de zordur. Bu nedenle birçok insan sıfırdan başlamaya korkar, çekinir. Ama Ellon Musk korkmadı ve sıfırdan başlayarak zirveye ulaşmayı başardı.
Güney Afrikalı iş adamı Ellon Musk'ın çocukluğu hiç kolay değildi. Henüz 9 yaşındayken annesi ve babası boşandı. Okulda sık sık şiddete uğruyor ve kendini savunamıyordu. Yalnız kalması onu kitaplarla yakınlaştırdı. Hemen her şeyi okuyordu. 10 yaşında bilgisayar ve yazılımla tanıştı ve hayatı değişti. 12 yaşındayken kendi kendine kodlamayı öğrenerek bir oyun yazdı ve ilk parasını kazandı. Küçük yaşlardan beri Ellon Musk'ın büyük hayalleri vardı ve bunları Güney Afrika'da gerçekleştirmesi kolay değildi. Bu sebeple 17 yaşında ülkeden ayrıldı, önce Kanada'ya daha sonra da ABD'ye üniversite okumaya gitti.
1995 yılında kardeşi ile bir yazılım şirketi kurdular. Bütün paralarını bu şirkete harcadılar bu yüzden ev kiralayamadılar. Ofiste uyuyorlar ve sürekli çalışıyorlardı. Yıllar sonra bu şirketi satarak büyük paralar kazandılar. Ellon Musk bu başarısından sonra durmadı ve başka şirketler kurup yeni fikirler üretmeye devam etti. Bugün dünyadaki en ünlü ve en zengin isimlerden biri ve TESLA elektrikli otomobillerinin üreticisi Tesla Motors'un yönetim kurulu başkanı ve baş tasarımcısıdır. sic
6 - (s. 41)
Aynur: Merhaba Özlem, nasılsın?
Özlem: Sorma, hiç iyi değilim. Sanırım işten ayrılacağım.
Aynur: Hayırdır, ne oldu?
Özlem: Ne olacak, patronumun davranışlarından çok şikâyetçiyim. Bana yeni bir işçi gibi davranmasından bıktım.
Aynur: Ne yapıyor?
Özlem: Ben üç senedir orada çalışıyorum ama her işimi kontrol ediyor. Bu da beni çok rahatsız ediyor. Ayrıca işe giriş ve çıkış saatlerimi soruyor.
Aynur: Biliyorsun kontrolcü patronlar her iş yerinde var. Ama sen işini çok seviyordun.
Özlem: Evet seviyordum ama artık gereksiz işler yapmaktan sıkıldım. Ben orada grafiker olarak çalışıyorum. Ama bana sekreteri gibi davranıyor. Bana bazen kendisine çay getirmemi, fotokopi çekmemi veya bankaya gidip faturaları yatırmamı söylüyor. Geçen gün de işleri bitirmemiz için bütün hafta gece 23.00'a kadar mesaiye kalmamızı söyledi.
Aynur: Ama mesai için ekstra ücret alıyorsunuz, değil mi?
Özlem: Maalesef, hayır. Zaten bu yüzden işten ayrılmaya karar verdim. Biliyorsun, evde çocuğum var. Bakıcıya o saate kadar kalmasını rica ettim. O da kabul etmedi.
Aynur: Peki bunu patronuna söyledin mi?
Özlem: Henüz söylemedim ama yarın konuşmaya karar verdim. Bu şartlarda çalışamam. Ayrıca bazı iş arkadaşlarımla farklı bakış açılarına sahibiz ve bu nedenle çok zor anlaşıyoruz. Örneğin iş yerinde bazı kişiler hakkında dedikodular oluyor. Yani kim ne kadar maaş alıyor gibi. Ben bu konudaki görüşlerimi söyledim ve buna karşı çıktım.
Aynur: Sonra ne oldu?
Özlem: Beni patronuma şikayet ettiler. Ben de bu durumu açıkladım. Bu konuşmalardan çok rahatsızım diye söyledim. Şimdi tekrar konuşacağım
Aynur: Tamam canım. Umarım anlaşırsınız da işten ayrılmazsın. Bu zamanda iş bulmak zor.
7 - (s. 51)
Sağlıklı bir bedene sahip olmak için ne yapmalıyız? Sağlıklı olmak için beslenmemize, uyku düzenimize dikkat etmeliyiz ve stresten uzak bir yaşam sürmeliyiz. Bütün bunların yanında spor yapmak sağlıklı bir bedenin en önemli anahtarlarından biridir. Çünkü spor yapmak sadece kaslarımızı geliştirmez; spor yapmak vücudumuzdaki kan akışını hızlandırır ve vücudumuzun kendini yenilemesini sağlar. Kan akışının hızlanması özellikle kalp-damar sağlığımıza iyi gelir. Düzenli spor yapmak akciğerlerimiz, bağırsaklarımız gibi iç organlarımıza da iyi gelir. Ayrıca duruşumuzu düzelterek iskelet sistemimizin de sağlıklı olmasını sağlar. Sağlıklı bir duruş yaşlılıkta bizleri kemik ve eklem ağrılarından koruyacaktır. Düzenli spor yapmak bizi mutlu eder ve stresten uzaklaştırır, zihnimizi sakinleştirir. Yani iş ya da okul hayatınızda başarılı olmak için de spor yapmalısınız.
Spor yapmanın çok yararı var, peki zararı var mı? Evet, spor yapmanın zararları olabilir. Öncelikle spor yaparken hareketlerinize dikkat etmelisiniz. Yanlış bir hareket kaslarımıza ve eklemlerimize zarar verebilir. Ayrıca, vücudunuza ve kişiliğinize uygun bir spor çeşidi bulmalısınız. Örneğin boks yapmak herkes için uygun olmayabilir. Başka biriyle rekabet etmek ya da bir takımda olmak istemiyor musunuz? O zaman bireysel sporları denemelisiniz. Son dönemde bireysel sporlarda pilates çok popüler. Pilates hem kas sistemizi sic hem de duruşumuzu düzelterek iskelet sistemimizi geliştiriyor. Hiçbir spor bana göre değil mi diyorsunuz? O zaman en azından yürüyüş yapmalısınız. Haftada birkaç kere en az 20 dakika hızlı bir yürüyüş yapmak da sağlığınıza yararlıdır. Unutmayın, sporu düzenli yapmalısınız. Çünkü bir süre spor yapıp bırakmak da sağlımıza sic zarar verebilir. Sağlıklı ve uzun bir yaşam için sporu hayatınıza düzenli ve sürekli olarak dâhil etmelisiniz.
8 - (s. 56)
Serkan: Emre, merhaba. Nurşen'den duydum, çok hastaymışsın. Merak ettim, "Bir arayayım" dedim.
Emre: Merhaba, Serkan. Evet, inan çok kötüyüm.
Serkan: Ne oldu? Neyin var? Üşüttün mü acaba?
Emre: Bilemiyorum ki... Başım çok ağrıyor. Kendimi çok yorgun ve hâlsiz hissediyorum.
Serkan: Ateşin var mı?
Emre: Evet, az önce eşim ateşimi ölçtü. Ateşim var ama çok üşüyorum, titriyorum.
Serkan: Hemen ılık bir duş al. Ateşin düşsün.
Emre: Evet, birazdan duşa gireceğim. Sabah yüksekti ama öğleye doğru biraz düştü. Nasıl hasta oldum? Bilmiyorum. İki gündür bu hâldeyim.
Serkan: Sanırım şu sıralar etrafta bir salgın var. Birçok arkadaşım senin gibi rahatsız. Evden çıkamıyorlar.
Emre: Galiba öyle. Bir de burnum akıyor ve boğazım ağrıyor. Çok kötüyüm. Yataktan çıkmak istemiyorum.
Serkan: Bence sen grip olmuşsun. Mutlaka doktora gidip muayene olmalısın.
Emre: Bugün artık geç oldu. Acil servise de gitmek istemiyorum. Yarın için dahiliye bölümünden randevu alıp, gideceğim.
Serkan: Tamam, çok iyi olur. Umarım önemli bir rahatsızlığın yoktur. Lütfen beni çekinmeden ara. Bir de bol bol sıvı tüket. Ayrıca boğazın için sıcak bitki çayları içebilirsin.
Emre: Tamam Serkan, çok sağ ol. Haydi, görüşürüz.
9 - (s. 62)
Merhaba sayın dinleyiciler,
Sevda ile Sağlık Radyosu'nda yeni bilgiler öğrenmeye hoş geldiniz. Bugünkü konuğum ünlü Psikolog Aycan Demir olacak. Sizler de canlı yayınımızda doktorumuza soru sormak için bizleri arayabilirsiniz.
Sevda: Aycan Hanım öncelikle yayınımıza katıldığınız için teşekkür ederim. Bugün bizlere hastalık hastalığı yani insanların hasta değilken kendilerini hasta hissetmeleri hakkında bilgiler vereceksiniz. Dinleyicilerimiz de size soru sorabilecekler.
Aycan: Hoş bulduk Sevda Hanım. Bugün siz ve Sağlık Radyosu dinleyicilerine "hastalık hastası olma" durumundan bahsedeceğim. Bu durum toplumumuzda psikolojik bir hastalıktır. Bir örnek vereyim. Normalde insanlar birbirlerine 'Nasılsınız?' diye sorar. Ve karşınızdaki "İyiyim." diyerek cevap verir. Ama hastalık hastası kişiler size bütün detaylarıyla kötü ruh hâlini anlatır. 'Aslında sabahtan beri hâlsizim, biraz başım ağrıyor. Galiba hasta olacağım." gibi. Çünkü bu kişiler psikolojik olarak kendilerini hasta hissediyorlar. İşte bu durum hastalık hastası olma durumudur.
Sevda: Radyomuza bir dinleyicimiz katılmak istiyor, Mehmet Bey'in size bir sorusu olacak.
Aycan: Tabii ki, dinliyorum.
Mehmet: Merhaba Aycan Hanım. Sık sık kendimi iyi hissetmiyorum. Hemen bir doktora gidip, muayene olmak istiyorum. Sizce bu doğru mu? Bu gibi durumlarda doktora gitmem gerekiyor mu? Çünkü ben her durumda doktora gidiyorum. Artık hastaneler ve doktorlar beni tanıyor. Bazen bir günde iki kere hastaneye gidiyorum. Ben hastalık hastası mıyım?
Aycan: Mehmet Bey, küçük hâlsizlik ya da baş ağrılarında hemen doktora gitmenize gerek yok. Bu gibi durumlarda evde ağrı kesici ilaçlar kullanabilirsiniz. Her zaman hastaneye gitmek zorunda değilsiniz.
Sevda: Aycan Hanım, Seçil Hanım da size bir soru sormak istiyor.
Seçil: Aycan Hanım ben rutin olarak sağlık kontrollerimi yaptırıyorum. Ama yine de her zaman kendimi hasta hissediyorum. Bazen nefes alamıyorum, kalp doktoruna gidiyorum. Bazen gözlerim kararıyor, hemen uzman bir doktora gidiyorum. Geceleri uyuyamıyorum. Kötü bir hastalığım varmış gibi korkuyorum. Benim bu durumda ne yapmam gerekiyor?
Aycan: Seçil Hanım sizin bu durumlarda doktora gitmemeniz gerek. Evde kendinizi sakinleştirip başka şeylerle meşgul olmalısınız. Bu kadar çok endişelenmenize gerek yok. Rutin kontrollerinizi yaptırıyorsunuz, içiniz rahat olsun.
Sevda: Son olarak Bülent Bey'in de bir sorusu olacak, o da hatta bekliyor.
Bülent: Aycan Hanım ben 30 yaşındayım. Şu an hiçbir hastalığım yok. Ama bazen hâlsiz ve yorgun hissediyorum. Ellerim, ayaklarım, tüm vücudum bazen kaşınıyor. Vücudumda kızarıklıklar oluyor. Ben doktora gitmedim ve internetten bu durum hakkında yazılar okudum. İnternete göre bu akciğer kanserinin belirtisiymiş. Bu bilgileri okumamamız mı gerek? Doğru mu, yanlış mı?
Aycan: Bülent Bey İnternette çok fazla bilgi var ama sizin bu bilgilere bakmamanız hatta inanmamanız lazım. Hemen bir doktora gitmeniz gerek. Muhtemelen alerjiniz vardır. Hastalık hastası olmayalım, lütfen gerekli durumlarda doktora gidelim.
Sevda: Aycan Hanım bugün radyomuza konuk oldunuz, çok teşekkür ederiz. Sevgili dinleyiciler, haftaya aynı saatte programımız devam edecektir. Haftaya "obsesif kompulsif bozukluk" radyo konumuz olacaktır. Kendinize iyi bakın. Sağlıcakla kalın.
10 - (s. 73)
Günümüzdeki tartışmalardan biri de "alaylı mı?" "mektepli mi" tartışmasıdır. Peki, bu tartışma nedir? Bir meslekte tecrübe sahibi olmak için ya da o meslekte çalışmak için okula gitmek şart mıdır? Eğitim almak, kurslardan sertifikalar almak gerekiyor mu? Alaylı mı yoksa mektepli mi olmak gerekiyor? İşte bu sorunun cevabı günümüzde hâlâ bir tartışma konusudur.
Bir meslekte alaylı olmak; o mesleği öğrenmek için bir okulda eğitim almamak, o mesleği yerinde çalışarak öğrenmektir. Mektepli olmak da bir meslek sahibi olmak için okulda eğitim almaktır. Bazı mesleklerde alaylı olmak avantajlıyken bazı mesleklerde alaylı olmak dezavantajlıdır.
Alaylı olmak bir mesleği çalıştığı iş yerinde öğrenmektir. Örneğin; bir kişi küçük yaşlarda bir terzinin yanında çırak olarak işe başlar. Belli bir zaman sonra işi öğrenir ve bir terzi hatta tasarımcı olarak çalışabilir. Alaylı bir kişi daha küçük yaşlarda mesleğe başlar. Terzilik, aşçılık, kuaförlük, takı tasarımcılığı, ticaret, tamircilik gibi pek çok işte alaylı olmak avantajlıdır.
Meslek sahibi olmak için okul okumak şart mıdır? Tabii ki değildir. Her mesleği okulda öğrenemezsiniz. Bugün "Gemicilik Bölümü" mezunu kişi ile alaylı bir gemici arasında büyük fark vardır. Gemicilik bölümündeki birçok öğrenci üniversitede pek çok bilgiyi uygulamadan mezun oluyor. Mezun olduktan sonra mesleği öğrenmeye başlıyorlar. Alaylı bir kişi de çocukluktan beri gemilerde çalışıyor. Üniversite mezunu bir kişiden daha tecrübeli ve bilgili oluyor. Ama maalesef günümüzde iş bulmak için kriterler oldukça fazla. En önemlisi bir diploma sahibi olmak. Bir üniversiteden mezun olmak, farklı eğitim sertifikalarına sahip olmak ve birkaç dil bilmek gerekiyor. Alaylı bir kişi için iş bulmak genellikle zor oluyor. Alaylı kişilerden şu sözleri duyabilirsiniz: "Üniversite okumalıydım. Bir yabancı dil öğrenmeliydim ya da farklı eğitim sertifikaları almalıydım."
11 - (s. 78)
Merhaba, bu haftaki konumuzda herkesin ortak bir sorunundan bahsedeceğiz. Üniversite okurken ya da iş başvurusu yaparken en büyük dertlerimizden biri: Yabancı dil öğrenmek. Merak etmeyin biz yabancı dil öğrenmenin beş kolay yolunu keşfettik. Siz de yabancı dilleri, bu beş maddeden biri ile kolayca öğrenebileceksiniz. Bakalım yabancı dil öğrenmenin en kolay yolu sizin için hangisi olacak?
- O ülkede dil eğitimi alın.
Hangi ülkenin dilini öğrenmek istiyorsunuz? Dil eğitimini o ülkede alın. Yabancı dil öğrenmenin en kolay ve en verimli yolu, o dili yerinde öğrenmektir. Siz bunu bilerek, bilinçli olarak dil okuluna gidin. Göreceksiniz ki, kolayca yeni bir dil öğrenebiliyorsunuz ya da mevcut yabancı dilinizi çok daha hızlı geliştirebiliyorsunuz. Bir dili çok sık duyarak, o dili hızlıca öğrenebilirsiniz. Kendinize şans verin ve yepyeni bir kültür ile tanışın. Yabancı dili kolay öğrenmek için o ülkede dil eğitimi alın!
- Yabancı dizileri/filmleri altyazılı izleyin.
Yabancı dil öğrenirken dizi veya filmleri alt yazılı izlemeniz sizin dili hızlı öğrenmenize yardımcı olur. Alt yazılı film izlemek dinlemenizi geliştirir ve yeni kelimeler öğrenmenizi sağlar. Ayrıca o dilin hem deyim ve atasözlerini hem de kültürünü öğrenirsiniz.
- Sevdiğiniz şarkıları tercüme edin.
Belki de dil öğrenmenin en eğlenceli yolu sevdiğiniz şarkıları tercüme etmektir. Şarkıları tercüme ederek fark edeceksiniz ki farklı dillerdeki zor yapıları hızlıca öğrenebiliyorsunuz. Şarkı seçerken kolay ve anlaşılır şarkılara odaklanmanızı tavsiye ederiz. O dildeki popüler şarkıları çevirmeye başlayabilirsiniz.
- Seviyenize uygun kitaplar okuyun.
Evet, klasik bir yöntem ama kesinlikle çok faydalı. Okuması kolay bir kitabı tercih edin ve hem yeni kelimeleri hem de zaman kullanımlarını hızlıca öğrenin. Kitaplar size zengin bir içerik sunmaktadır.
- Kendi kendinize konuşun.
Yabancı dil öğrenmenin en kolay, en uygulanabilir yollarından biri hedef dilde kendi kendinize konuşmaktır. Bu, oldukça verimli bir egzersizdir. Öğrendiklerinizi ayna karşısında kendinize söylemek size şu iki şeyi gösterir: Birincisi, siz o dili ne kadar iyi biliyorsunuz? İkincisi ise aksanınız nasıl? Kendinizle konuşurken mutlaka ses kaydı yapın ve daha sonra kendinizi dinleyin. Kendi sesinizi dinlemek yeni kelimeleri kolayca hatırlamanızı sağlayacaktır.
Oldukça eğlenceli ve öğretici bu süreci yaşadıktan sonra yabancı dil öğrenmenin ne kadar kolay olduğunu fark edeceksiniz.
Bu haftalık bizi dinlediğiniz için teşekkürler. Gelecek hafta görüşmek üzere.
12 - (s. 82)
Gazeteci: Finlandiya 1960'lı yıllarda eğitimde diğer ülkelere göre geride olmasına rağmen günümüzde en iyi eğitime sahip ülkelerden biri. Günümüzde Finlandiya'da eğitim en önemli şeylerden biri ve bu konuda çok başarılılar. Peki Finlandiya'nın eğitim sırrı ne? Finlandiya eğitim bakanı bize eğitimde başarının sırrını anlattı.
Geçmişte eğitimde çok başarılı olmamanıza rağmen günümüzde dünyadaki en başarılı ülkelerden birisiniz. Bu nasıl oldu?
Eğitim Bakanı: En önemlisi öncelikle öğretmenlerimizin iyi bir eğitim almasını sağladık. İyi öğretmenler iyi bir eğitim demektir. Ülkemizdeki tüm öğretmenler yüksek lisans derecesine sahip olmak zorunda. İkinci önemli nokta öğrencileri birey olarak görmek ve onlara saygı duymak. Ülkemizde mimarlar okulları tasarlamak için öğrencilerin fikrini alıyor. Öğrenciler haftada beş gün bu binalarda vakit geçiriyor. Bu sebeple bu binaların şekline onlarla beraber karar vermeliyiz.
Gazeteci: Yani ülkenizde okulları öğrencilerle beraber tasarlıyorsunuz öyle mi?! Bu binalarda nasıl bir eğitim sistemi var?
Eğitim Bakanı: Bizim için öğrencilerin hayata hazırlanması daha önemli. Her öğrenci farklı bir birey. Bu yüzden her öğrenciye özel ders programımız var. Ayrıca eğitimde ilk altı yıl hiç sınav yok. Böylece öğrenciler sürekli sınav baskısı hissetmeden öğreniyorlar. Sınav olmaması yaratıcılıklarını ve özgür düşünmelerini geliştiriyor.
Gazeteci: Sınav yok ve herkesin kendi ders programı var. Bu diğer ülkelerden oldukça farklı bir eğitim sistemi. Sınav olmadan başarıyı nasıl ölçüyorsunuz?
Eğitim Bakanı: Çocuklar için başarı nedir? Örneğin, ailesi ile iyi ilişkileri olması, topluma yardım etmesi, doğaya saygı duyması bizim için başarıdır. Bunu sınavlarla ölçemezsiniz. Okullarımızda öğrenciler yeni şeyleri keşfetmeyi öğreniyorlar. Öğrenme yöntemlerini kendileri buluyorlar. Öğrencilerimize zorla öğretmeye çalışmaktansa keşfetmelerine izin veriyoruz.
Gazeteci: İlginç. Bu özgürlük hiç sorun olmuyor mu? Örneğin bir öğrenci sınıfta ders dinlemektense dışarı çıkıp ağaca tırmanmak istiyor. O zaman ne yapıyorsunuz?
Eğitim Bakanı: O zaman öğrencimiz ağaca tırmanıyor. Ağaca tırmanmayı öğreniyor, ağaçların üzerindeki böcekleri, yaprakları inceliyor. Sonra gelip öğretmeniyle bu deneyimi konuşuyor.
Gazeteci: Gerçekten çok şaşırtıcı. Son olarak bu kadar özgürlüğe rağmen ödev yapıyorlar mı?
Eğitim Bakanı: Ödev mi? Öğrenme okulda olur. Siz işiniz bitip eve gittikten sonra çalışmak ister misiniz? Öğrenciler için de durum böyle. Daha fazla oyun oynamaya, aileleri ile vakit geçirmeye ihtiyaçları var. Öğrencilerimize ödev vermektense hayatın her anında öğrenmelerini istiyoruz. Örneğin tarih ödevi için "Büyüklerinizle konuşup 1950'lerdeki hayat hakkında bilgi alın." diyoruz.
Gazeteci: Ödevsiz, sınavsız, özgür bir eğitim sistemi! Başarınızın sırrı çok şaşırtıcı sayın bakan. Değerli açıklamalarınız için teşekkür ederim.
Eğitim Bakanı: Rica ederim. Bütün dünyaya tavsiyem, iyi bir eğitim sistemi için önce çocuklara "Nasıl bir hayat istiyorsunuz?" diye sormaları.
13 - (s. 94)
1. Nazan: İnanmıyorum yine ne kadar bulaşık birikmiş. Keşke bir bulaşık makinemiz olsa.
Faruk: Biliyorsun canım. Şu anda bulaşık makinesi almak için yeterli paramız yok.
Nazan: Biliyorum. Ama makinemiz olsa bütün zamanımı bulaşık yıkayarak geçirmem.
Faruk: Belki 3 ay sonra alabiliriz.
Naza: Keşke o gün hemen gelse. sic
2. Derya: İrem haydi, yemeğe çıkıyoruz gel!
İrem: Keşke gelsem ama çok işim var.
Derya: Sonra yapamaz mısın?
İrem: Maalesef saat üçe kadar bitmesi lazım.
Derya: Peki sonra görüşürüz.
İrem: Tamam
3. Zehra: Yaz geldi yeni kıyafetler almam lazım.
Deniz: Evet. Ama maaşlarımızı beklememiz lazım.
Zehra: Maaşlarımızı alsak da güzel bir alışveriş yapsak.
Deniz: Evet çok iyi olur.
4. Mert: Hafta sonu dışarı çıkmasak nasıl olur? Kendimi iyi hissetmiyorum.
Canan: Yapma! Hasanlar bizi bekliyor. Beraber Sapanca'ya gideceğiz. Orada göl kenarında dinlensen çok rahatlarsın.
Mert: Bence evde biraz uyusam, dinlensem benim için daha iyi olur.
Canan: Peki, sen bilirsin.
5. Murat: İşlerin bitti mi? Çıkıyor musun?
Can: Evet, birkaç dakikaya çıkarım.
Murat: Peki size iyi eğlenceler!
Can: Keşke sen de bizimle maça gelsen. Beraber çok eğleniriz.
Murat: Ben bir saat daha buradayım. Biliyorsun, futbola çok ilgim yok.
Can: Peki, ben çıkıyorum görüşürüz.
14 - (s. 98)
Ben Ahmet, taksi şoförüyüm
Birkaç yıl önce bir kaza yaptım. Arabadaki kadın yaralandı ve onu hastaneye götürdük. Daha sonra birkaç defa onu ziyaret ettim ve ilginç bir şekilde birbirimize âşık olduk. İki ay sonra da evlendik. Fakat bu romantizm hemen bitti ve sürekli kavga etmeye başladık. Çok mutsuz olduk ve bir yıl sonra ayrıldık. Keşke bu kadar hızlı karar vermeseydim.
Ben Jale,
Üniversitedeyken arkadaşlarımla çok güzel zaman geçirdim. Ama derslerime çok çalışmadım ve iyi bir dereceyle mezun olamadım. Şimdi iş arıyorum ama bulmam çok zor.
Ben Yavuz,
Yaklaşık on sene önce Fransa'daki bir şirketten iş teklifi aldım. Ama Fransızca bilmiyordum ve dil öğrenmekten çok korkuyordum. Bu yüzden teklifi kabul etmedim ve bir iş arkadaşımı onlara tavsiye ettim. Şimdi o arkadaşım 10 yıldır Paris'te yaşıyor ve çok mutlu. Keşke daha cesur davransaydım. Şimdi biraz pişmanım.
Ben Hülya,
Gençken hep arkadaşlarımla vakit geçirmek istiyordum. Ailemle bir yere gitmekten sıkılıyordum. Yaz tatillerinde, bayram tatillerinde hep arkadaşlarımla tatile gidiyor, aileme çok az vakit ayırıyordum. Ama ailem bana hep destek oldu. Çocuğum olduktan sonra aile ne kadar önemliymiş anladım. Şimdi annem de babam da yaşlı ve hastalar. Ama pişmanlığımdan ders aldım ve artık sık sık onları ziyaret ediyorum.
Ben Yılmaz,
Hayatımdaki en kötü tatili yaşadım. Otel çok kötüydü ve yemekler berbattı. Bunu bir iş arkadaşıma anlattım. O otele geçen sene o da gitmiş. Otel geçen sene de çok kötüymüş.
Ben Nesrin,
İnternetten bakarak ikinci el bir araba aldım. Araba hakkında çok şey bilmiyordum ama rengini, görünümünü çok beğendim. Arabayı aldıktan sonra dört defa bozuldu onun için çok para harcamak zorunda kaldım. Şimdi ne yapacağım? Hiç bilmiyorum.
15 - (s. 102)
Mayıs ayının beşinci günüydü. Adana'dan uçağım kalktı ve bir saat sonra İstanbul Sabiha Gökçen Havalimanına indi. Büyük bir heyecan ile uçaktan iner inmez annemi aradım ve ona haber verdim. Çok heyecanlıydım. Çünkü o gün çok önemli bir iş görüşmem vardı. Mülakatım İstanbul'da Şişli'de çok meşhur bir pazarlama şirketindeydi. Çok fazla vakit kaybetmeden havalimanının çıkışında bir taksiye bindim. Ben taksiye biner binmez yaşlı bir amca da benimle beraber bindi. Çok şaşırdım. "Beyefendi önce ben bindim." diye kibarca uyardım ama yabancıydı beni anlamadı ve ben de onu anlamadım. Vakit kaybetmemek için taksiden indim ve hemen başka bir taksi çağırdım. Şanslıydım hemen bir tane buldum. Havalimanından çıktık. Yolumuz uzundu. Arabadayken bir an gözlerim kapandı çünkü uykusuzdum. Gözlerimi kapatır kapatmaz büyük bir gürültü duydum. Araba ani bir frenle durdu. Araba çalışmıyordu. Şoför de ben de arabadan indik. Biz arabadan inince başka araçlar da durdu ve şoföre yardım ettiler. Tam 45 dakika sonra arabayla yeniden yola çıktık. Mülakat için çok fazla zamanım yoktu. Şişli'ye gider gitmez hemen koşarak şirketin kapısından girdim. Danışmaya gidip adımı soyadımı söyledim ve "Mülakat için geldim." dedim. Önce anlamadılar sonra "Yanlış binadasın, mülakat yan binada." dediler. Yine koşarak yan binaya geçtim. Yan binanın kapısından girince ayakkabılarımdan birinin topuğu kırıldı ve düştüm. Oradaki görevliler bana yardım etti. Hemen ayağa kalktım, hiçbir şey olmamış gibi davrandım. Görevlilere "Mülakat nerede?" diye sordum. "Mülakat bitti hanımefendi, siz geç kaldınız." dediler. Hiçbir şey söylemeden binadan çıktım. O gün çok ağladım. "Ben şimdi ne yapacağım?" diye düşündüm. Adana'ya dönüş biletim ertesi gündü. Dinlenmek için yakınlardaki bir kafeye gittim. Hâlâ ağlıyordum. Yan masadan bir amca "Neden ağlıyorsun kızım?" diye sordu. Bu soruyu duyar duymaz tekrar ağlamaya devam ederek bütün olayları tek tek anlattım. Bugün o şirketin pazarlama müdürüyüm. O amca da şirketin sahibiydi. Hayatta başımıza gelen kötü olaylar iyi olayların sebebi olabilir. Bütün bu kötü olaylar beni hayatımda bugünkü konumuma getirdi. Her şerde bir hayır vardır.
16 - (s. 113)
Batıl inançlar yüzyıllardır hayatın her noktasında etkisini gösteriyor. Bilim adamlarına göre bu inançlar insanlar arasında kimi zaman korkudan, kimi zaman çaresizlikten, kimi zaman da rastlantılardan çıkıyor ve bunların çoğunun bilimsellikle, akılla, çağdaşlıkla bir ilgisi yok. Çoğu insan bunlara inanmasa bile her toplumun bir takım benzer ya da farklı batıl inançları var. Mesela Uzak Doğu ülkelerindeki insanlara göre doğadaki tüm canlılar iyi ya da kötü şans getirir. Japonya'da insanlar "Manekineko" adındaki kedinin şansına inanır. "Manekineko" şanslı kedi anlamına gelir. Onlara göre eğer insanlar bu kedinin biblolarını evlerine, işyerlerine koyarlarsa bu onlara şans getirir. Ayrıca Uzak Doğuda hayvanların ruhani yönünden korkulur. Bir karganın gözlerinin içine bakarsanız büyük bir kötülük ile karşılaşırsınız. 4 sayısı Japonya'da ölüm demektir, bu nedenle otellerde, asansörde dört numara bulunmaz. Batı ülkelerinde de buna benzer batıl inançlar bulunuyor. Örneğin eve arı girerse misafir gelecek demektir. O arıyı öldürürseniz kötü şans veya tatsız bir ziyaret olacak demektir. Ayrıca evinize bir çekirge girerse iyi şans getirir. Yerdeki para yazıysa iyi şans, turaysa kötü şans getirir. Türkiye'de ise benzer batıl inançlar mevcut. Mesela sağ gözünüz seğirirse iyi bir haber, sol gözünüz seğirirse kötü bir haber alacaksınız. Birisine elden ele makas veya bıçak verirseniz, onunla kavga edersiniz. Eğer dört yapraklı yonca bulursanız, mutlu olursunuz. Gece tırnak keserseniz, hasta olursunuz.
17 - (s. 118)
Sunucu: Pek çok kişi kalabalık şehir hayatından ve stresli işlerinden kaçıp sakin bir köye yerleşmek istiyor. Hatta bazen şöyle haberler okuyoruz. Bir şarkıcı, oyuncu ya da politikacı köye yerleşmiş. Ancak bazen köye taşındıktan sonra kişiler pişman olabiliyorlar. Bugün iki kişinin hikâyesini dinleyeceğiz. Deniz Hanım'ın hikâyesini dinleyelim:
Deniz: Ben Deniz. 5 yıl önce erkek kardeşimi kaybettim ve çok büyük bir üzüntü yaşadım. Sonra şunu fark ettim: Hayat çok kısa ve ben bu kısa hayatı iyi bir şekilde yaşamak istiyorum. Stresli şehir hayatını bırakıp köye yerleştim ve hayatımı tamamen değiştirdim. Evimi bile kendim yaptım. Şimdi bahçemle ilgilenip hayvancılık yapıyorum. Bahçemde kendim için sebzeler yetiştiriyorum. Bir de tavuklarım var, tavukların yumurtalarını satıp para kazanıyorum. Ben zaten önceden kamplara gidip, doğa sporları yapıyordum. Köye yerleşme kararı vermek zor olmadı. Ama tabii doğada yaşamak zor. Devamlı çalışmak ve üretmek zorundasınız. Eğer şehirde çalışsaydım, en azından cumartesi ve pazar günleri tatil olurdu. Köy hayatında tatil yok. Kışın hayvanlarla ilgilenmek, onlara yem ve su vermek zorundayım. Ama olsun, şehirde yaşamaktansa köy hayatını tercih ederim. Her akşam kitap okuyorum. Bazen arkadaşlarım beni ziyarete köye geliyorlar. Hiç yalnızlık çekmiyorum. Siz de eğer gerçekten sakin bir hayat yaşamak istiyorsanız, başarabilirsiniz. Unutmayın, adım atmadan asla bilemezsiniz.
Sunucu: Deniz Hanım'dan sonra şimdi de Can Bey'in hikâyesini dinliyoruz.
Can: 6-7 sene önce eşimden ayrıldım ve İstanbul'daki işimden kovuldum. Şirket bana yüklü bir miktar tazminat ödedi. Ben de yeni bir hayata başlamak için bu parayla bir tarla alıp köye yerleştim. Kararım şuydu: Organik domates yetiştirip satacaktım. "Eğer biraz para kazanabilirsem, rahatça yaşayabilirim." diye düşünüyordum. Hiçbir şey yolunda gitmiyordu ve sürekli bir sorun çıkıyordu. Organik tarım nedeniyle tarlada ilaç kullanmadım ama domatesler ilaçsız bir şekilde hiç büyümediler. Ayrıca pek çok hayvan domateslere zarar verdi. Maddi olarak hiçbir şey kazanamadım. Ayrıca köy hayatı çok zor. Bir şey lazım olursa, almak için şehre gitmek mecburiyetindesiniz ama şehir iki saat uzaklıkta. Köyde sosyal hayatınız da yok. Şehirdeyken bir cumartesi akşamı çıkıp sinemaya gidebilir, arkadaşlarınızla buluşabilir ve farklı aktiviteler yapabilirsiniz. Köy yaşantısında yalnız kalmak bana hiç iyi gelmedi. Yalnızca üç yıl dayanabildim ve sonra şehre geri döndüm. Şimdi reklamcılık yapıyorum. İyi ki köyde yaşamışım. Eğer köyde yaşamasaydım, asla bu zorlukları bilemezdim ve köy hayatının hayalini kurardım.
18 - (s. 122)
Linda: Selin, Türkiye'ye geldim geleli sadece derslere gidip geliyorum. Biraz sıkıldım. Eğlenceli bir şeyler yapmak istiyorum. Ama ne yapsam, bilmiyorum.
Selin: Nasıl bir şey yapmak istiyorsun, Linda? Belki beraber bir yerlere gidebiliriz, ne dersin?
Linda: Evet, Türkiye'de başka şehirler görmek istiyorum. Ama sadece gezmek istemiyorum... Mesela yakında benim ülkemde çok güzel eğlenceler olacak, çünkü bahar geliyor.
Selin: Nasıl eğlenceler? Konserler gibi mi?
Linda: Evet, içinde konserler de var. Ama farklı etkinlikler de var. İnsanlar sokaklara çıkıyor, dans ediyor ve eğleniyor.
Selin: Festival gibi mi?
Linda: Ah, evet festival! Türkçede bu kelime var mı?
Selin: Tabii ki! Türkiye'de de festivaller var. Senin ülkendeki gibi genelde baharda oluyor.
Linda: Gerçekten mi? Bilmiyordum. Nerede bu festivaller? Gitmeyi çok isterim.
Selin: Pek çok yerde var. Mesela Alaçatı Ot festivali var, İstanbul'da Caz festivali var. Sonra Kapadokya'da Cappadox var. Ben en çok bu festivali seviyorum.
Linda: Hiçbirini duymadım. Neler var bu festivallerde? Nasıl gidebiliriz?
Selin: Alaçatı Ot Festivali Alaçatı'da, İzmir'in Çeşme ilçesinde. İzmir'e gidip oradan gidebiliriz. Her yıl nisanda oluyor. Bu yıl on birincisini düzenliyorlar. Festivalde konserler, sanat etkinlikleri var ama en önemlisi o bölgedeki bitkilerden yemekler var. Düşünsene çeşit çeşit lezzetli yemekler. Hepsi doğal bitkilerden.
Linda: Düşününce karnım acıktı. Peki diğer festivaller?
Selin: İstanbul Caz festivalinde caz konserleri oluyor. Çok ünlü caz müzisyenleri geliyor. 27 yıllık bir festival, çok eski. Ama konserler ücretli ve pek ucuz değil.
Linda: Sadece konser istemiyorum, başka etkinlikler de olsun.
Selin: O zaman kesinlikle Cappadox'a gitmeliyiz. Kapadokya'yı daha önce gördün mü? Nevşehir'de tarihi bir bölge.
Linda: Hayır, ama çok merak ediyorum.
Selin: Kapadokya çok güzel bir yer. Festivalde de gün boyunca geziler, yemek turları, yoga dersleri, yürüyüşler ve konserler oluyor. Üstelik konserler açık havada. Mesela, gün doğumu konserleri var. Güneş doğarken hem Kapadokya'nın muhteşem manzaralarını izliyorsun hem de konser dinliyorsun. Festival 2015'ten beri var. Ben de bu festival ilk başladığından beri her yıl gidiyorum.
Linda: İşte tam olarak böyle bir eğlence arıyordum. Çok heyecanlandım. Ama ne kadar para harcayacağız? Biletler pahalı mı?
Selin: Her etkinlik için ayrı bilet ve fiyatlar var. Bazı etkinlikler pahalı ama ucuz biletler de var. Hem oraya gidip sadece gezebilir ve ücretsiz etkinliklere katılabiliriz. Çok para harcamamıza gerek yok. Tabii otel ve ulaşım için para harcamamız gerekiyor.
Linda: Belli ki sen bu festivalde hep çok eğlenmişsin. Sanırım gitmeye değer. Ben varım. Gidelim!
Selin: Harika! Şimdiden heyecanlandım. Haydi festivalin internet sayfasına bakıp programımızı yapalım. Biletleri erken alırsak indirim oluyor. Sonra da otel ve uçak bileti fiyatlarına bakarız.
Linda: Ben de heyecanlandım. Haydi başlayalım. Bekle bizi Kapadokya!
Selin: (Güler) Evet, bekle bizi Kapadokya!
VİDEO METİNLERİ
1 - (s. 22)
Büşra: Oh be, sonunda bitti. Taşınmak çok yorucu bir işmiş.
Ece: Evet, çok yorulduk ama değdi. Evimiz ne kadar güzel oldu, baksana.
Büşra: Yarın internetimiz de bağlanınca her şey hazır olacak. Sadece biraz temizlik yapacağız ve mutfağı yerleştireceğiz.
Ece: Evet, yarın televizyon ve internetimiz de hazır olacak. Çok heyecanlıyım. İlk defa ailemden ayrı bir evde yaşayacağım.
Büşra: Elektriği ne zaman açacaklar, söylediler mi?
Ece: Bana bir şey söylemediler, sana söylediler mi?
Büşra: Sözleşmeyi sen yaptın ya, seni ararlar.
Ece: Hangi sözleşmeyi?
Büşra: Elektriği açtırmak için gittin ve bir sözleşme imzaladın ya... Ece, elektriği açmak için başvuru yaptın değil mi? Konuştuk ya! İş bölümü yaptık. Suyu ben, elektriği sen hâlledeceksin, dedim.
Ece: Apartmandaki görevliye söyleyip açmıyor muyuz? Ben bir yere başvurmadım. Taşındıktan sonra yapmıyor muyuz?
Büşra: Ciddi misin? Elektriğimiz olmayacak mı yani!? Taşınmadan önce başvuru yapıyorsun ve depozito ödüyorsun. Bir sözleşme imzalıyorsun. Sonra genelde birkaç gün içinde görevliler gelip elektriğini bağlıyorlar.
Ece: Ben bunların hiçbirini bilmiyordum. Şimdi ne yapacağız? Birazdan hava kararacak ve ışığımız da olmayacak.
Büşra: Bu akşam mum ışığında oturacağız. Yarın sabah ilk iş gidip başvuru yapacağız ve sözleşmeyi imzalayacağız. Tamam mı? Zaten elektriksiz evi de temizleyemeyiz. İnşallah yarın açarlar da akşam temizlik yaparız.
Ece: Tamam tamam. Çok özür dilerim. Hepsi benim hatam.
Büşra: Tamam üzülme. Bilmiyordun, önemli değil. Ben de sana anlatmadım. Bundan sonra her şeyi açıklayacağım.
Ece: Evet, çok sevinirim. Mumları yakalım mı?
Büşra: Yakalım. Ama hangi kutuda?
Ece: Offff, hepsini açacak mıyız?
2 - (s. 42)
Sevda: Merhaba iyi günler, bugün saat 15.00'da randevum vardı. İş başvurusu için geldim.
Sekreter: Evet, buyurun. Şöyle oturun, sizi biraz bekleteceğim. Müdürümüz birazdan müsait olacak.
Sevda'nın iç sesi: Heyecanlanma. Sakin ol. Sen yaparsın. Bunu başarabilirsin.
Sekreter: Sevda Hanım, Müdür Bey sizi bekliyor.
Müdür: Merhaba, hoş geldiniz. Lütfen, oturun. Adınız?
Sevda: Ben Sevda Özden.
Müdür: Hoş geldiniz, Sevda Hanım. Kaç yıldan beri bankacılık sektöründe çalışıyorsunuz?
Sevda: Sekiz yıl bankacılık sektöründe çalıştım ama son 2 yıldır çalışmıyorum.
Müdür: Neden çalışmıyorsunuz?
Sevda: Hamileydim. Bebeğim oldu, bir süre bebeğim ile ilgilenmek istedim.
Müdür: Güven Bankasında 5 yıl çalışmışsınız.
Sevda: Evet Müdür Bey, orada beş yıl çalıştım. Beşinci yılımda terfi aldım.
Müdür: Peki, neden oradan ayrıldınız? Çalışma şartlarını beğenmediniz mi?
Sevda'nın iç sesi: Aslında o bankanın çalışma saatlerinden ve maaşından memnun değildim, bunu müdüre söyleyeyim mi? Ayyy, hayır söylemeyeyim.
Sevda: Hem başka bankadan daha iyi bir teklif aldım hem de orada mutlu değildim. Bu sebeple oradaki işimi bıraktım.
Müdür: Bu kadar iyi seviyede Rusça ve İngilizceyi nerede öğrendiniz?
Sevda: Liseyi çok iyi bir kolejde okudum. Kolejin eğitim dili İngilizceydi ve orada ikinci yabancı dil olarak Rusça öğrendim. Üniversiteden sonra da İngiltere'de yüksek lisans eğitimi aldım. İki yıl Londra'da yaşadım.
Müdür: Sevda Hanım, özgeçmişiniz çok iyi. Bizim de sizin gibi tecrübeli, İngilizcesi iyi, ikinci bir yabancı dil bilen birine ihtiyacımız var. Sizinle çalışabiliriz.
Sevda: Teşekkür ederim, Müdür Bey. Çalışma saatleri hakkında bilgi alabilir miyim?
Müdür: Sevda Hanım, bankamızın mesai saatleri hafta içi saat sekizden akşam altıya kadardır. Peki, maaş beklentiniz nedir?
Sevda'nın iç sesi: Maaşı yüksek mi söyleyeyim? Normal bir ücret mi isteyeyim?
Sevda: Müdür Bey maaş beklentim ikinci plandadır. Benim için bu bankadan yeni şeyler öğrenmek ve tecrübe edinmek maaştan daha önemlidir.
Müdür: Peki, ne zaman işe başlayabilirsiniz?
Sevda: İki hafta önce Kadıköy'de bir ev kiraladık. Bu hafta sonu da o eve taşınacağız. Sizden on gün izin rica ediyorum. Eve taşınıp yerleştikten sonra işe başlamak istiyorum.
Müdür: Tamam, Sevda Hanım. Peki, bebeğinize kim bakacak?
Sevda: Eşimin annesi İstanbul'da yaşıyor. O bizimle kalacak ve ben işteyken kızımla ilgilenecek.
Müdür: Peki Sevda Hanım hayırlı olsun, aramıza hoş geldiniz.
Sevda: Teşekkür ederim, Müdür Bey. İyi günler.
3 - (s. 64)
Hasan: Merhaba Doktor Hanım.
Doktor: Merhaba, hoş geldiniz. Buyurun, oturun lütfen. Kimliğinizi alabilir miyim? Evet, şikâyetiniz nedir?
Hasan: Yaklaşık bir haftadır özellikle geceleri uyurken çok öksürüyorum. Bazen öksürmekten uyuyamıyorum.
Doktor: Burun akıntısı var mı?
Hasan: Bazen oluyor.
Doktor: Nefes almakta zorlanıyor musunuz?
Hasan: Evet, genelde burnum tıkalı. Bu yüzden ağzımdan nefes alıyorum. Boğazım da ağrıyor.
Doktor: Herhangi bir şeye alerjiniz var mı?
Hasan: Bilmiyorum. Hiç test yaptırmadım.
Doktor: Peki. Gelin sizi muayene edelim.
Doktor: Ciğerlerinizi dinledim. Grip olmuşsunuz gibi görünüyor. Ama emin olmak için akciğer filmi istiyorum. Danışmadan randevunuzu alabilirsiniz. Akciğer filmini çektirdikten sonra lütfen tekrar gelin. Bir de daha sonra bir alerji testi yaptırmanızı tavsiye ediyorum. Şimdilik size bir öksürük şurubu ve antibiyotik yazıyorum. Öksürük şurubunu günde 3 kere tok karna, antibiyotiği de 8 saatte bir alacaksınız. 1 hafta sonra öksürüğünüz geçmezse tekrar gelin lütfen.
Hasan: İlaçları nasıl içeceğim tam anlamadım. Yavaş yavaş tekrar anlatır mısınız?
Doktor: Tabii. Öksürük şurubunu günde üç defa, yemeklerden sonra içeceksiniz. Antibiyotiği de 8 saat arayla günde 3 defa içeceksiniz. Yani, birinci hapı aldıktan sonra 8 saat bekliyorsunuz sonra tekrar içiyorsunuz. Mesela birinciyi sabah saat 10.00'da aldınız, ikinciyi 18.00'da, üçüncüyü de 02.00'da alacaksınız.
Hasan: Tamam, çok teşekkür ederim.
Doktor: Geçmiş olsun.
4 - (s. 84)
Mohsen: Merhaba, iyi günler. Ben İngilizce kursları hakkında bilgi almak istiyorum. Yardımcı olabilir misiniz?
Gözde: Tabii ki, buyurun şöyle oturun.
Gözde: İngilizce kurslarımızda beş kur vardır: A1, A2, B1, B2 ve C1. Eğer isterseniz sonrasında Akademik İngilizce kurslarımız bulunmaktadır.
Mohsen: Aslında ben Türkçeyi burada öğrendim. Dil Merkezinin eğitim sistemini ve ortamını çok sevdim. Şimdi de burada İngilizce öğrenmek istiyorum. Biraz İngilizce biliyorum. Kendi ülkemde uzun yıllar İngilizce diziler izledim. İngilizceyi çok iyi anlıyorum ama konuşmakta zorlanıyorum ve hiç yazamıyorum.
Gözde: Seviye tespit sınavlarımız var. Bu sınavlara girerek seviyenizi öğrenebilirsiniz. Seviye tespit sınavımıza girmek ister misiniz?
Mohsen: Hayır, teşekkür ederim. İngilizcenin kurallarını iyi bir şekilde öğrenmek istiyorum. Bu sebeple A1 seviyesinden başlamam daha iyi olur. A1 kursunuz ne zaman başlıyor?
Gözde: Şanslısınız, yarın yeni bir A1 kursumuz başlıyor. Kurs haftada dört gün sabah 08.30-12.30 saatleri arasında. Her kur yedi hafta devam etmektedir. Kur sonunda bir sınav var. O sınavdan geçtikten sonra bir üst kura devam edebilirsiniz.
Mohsen: Peki, tatil var mı? Çünkü belki bir ay sonra ailemi ziyarete gidebilirim.
Gözde: Tabii ki, A2 ve B2 kurundan sonra birer haftalık tatillerimiz bulunmaktadır.
Mohsen: Kurs ücretleri ne kadar?
Gözde: Elinizdeki broşürde kurs ücretlerini ve ödeme seçeneklerini görebilirsiniz.
Mohsen: Ödemeyi nasıl yapacağım? Kayıt için size hangi evrakları getirmem lazım?
Gözde: Ödemeyi orada belirtilen hesap numarasına yapabilirsiniz. Kayıt için ödemenize ait dekont ile beraber pasaportunuz veya ikamet belgenizin bir adet fotokopisini getirmelisiniz.
Mohsen: Tamam, teşekkür ederim. Gözde Hanım yakınlarda banka var mı? Bana tarif edebilir misiniz?
Gözde: Evet, tabii ki. Dil Merkezinden çıkıp sağa dönün, 400 metre ileride sağda bankayı göreceksiniz.
Mohsen: Gözde Hanım tekrar merhaba. Kayıt için gerekli evraklar burada, buyurun.
Gözde: Tamam, kursa kaydınızı yapıyorum. Hayırlı olsun. Yarın dersiniz 08.30'da başlayacak. Sınıfınız 3. katta, 303 numaralı sınıf.
Mohsen: Çok teşekkür ederim Gözde Hanım. İyi günler.
Gözde: İyi günler.
5 - (s. 104)
Ece: Ağabey, eline sağlık çay çok güzel olmuş.
Ağabey: Afiyet olsun, Ece.
Ece: Ağabey, seninle bir şey konuşmak istiyorum.
Ağabey: Tamam, anlatsana.
Ece: Ağabey, ben yurtta kalmak istemiyorum.
Ağabey: Nereden çıktı? Bir sorun mu var?
Ece: Keşke ben de senin gibi evde arkadaşlarımla kalsaydım. Yurtta aynı odada dört kişi kalmaktan nefret ediyorum.
Ağabey: Neden ki? Arkadaşlarına alışamadın mı daha? Üç aydır birlikte kalıyorsunuz. Tartışıyor musunuz yoksa?
Ece: Yok yok, öyle değil. Çok sorun yok ama bu kadar kalabalık bir odada yaşamak benim için biraz zor. Keşke tek kişilik odada kalsaydım.
Ağabey: Keşke paramız olsa da yalnız yaşasan. Ama sen zaten "İyi ki yurt arkadaşlarım var, okulda kimseyi tanımıyorum." demiyor muydun?
Ece: Ya, evet öyle dedim ama odadaki kızlarla aynı bölümde değiliz ki. Benim öğleden sonra dersim var, onların sabah dersi var. Sabah uyumak istiyorum ama onlar hazırlanırken gürültü yapıyorlar. Yani bilerek, kasten gürültü yapmıyorlar ama sonuçta küçücük oda. Ne bileyim, dolaplarını açarken, kahve hazırlarken, makyaj yaparlarken odada sürekli bir tıkırtı var. Rahatça uyuyamıyorum.
Ağabey: E, sen normalde erken kalkıyorsun, eskiden de geç saatlere kadar uyumuyordun.
Ece: Her sabah değil. Bazen gerçekten çok geç yatıyorum. Çünkü vize döneminde geç saatlere kadar ders çalışıyorum. Zaten odada çalışırken de arkadaşlarım ışıktan rahatsız oluyorlar.
Ağabey: Yurtta etüt odası yok mu?
Ece: Var ama küçücük. Sadece yirmi kişi ders çalışabiliyor. Sınav döneminde yer bulmak imkânsız. Keşke yurtta başka bir etüt odası olsa ama yok maalesef.
Ağabey: Ee, sen de bir tane masa lambası al o zaman. Arkadaşların daha az rahatsız olur. Evde kalmak da hiç kolay değil. Ben de bazen "Keşke yurtta kalsam, ev işleriyle uğraşmasam, sadece ders çalışsam." diye düşünüyorum.
Ece: Öyle deme ağabey ya, kendi evin, kendi hayatın. Oh ne güzel!
Ağabey: Ama ortak alanlarımız var. Bazen arkadaşlarım evde mutfağı çok dağınık bırakıyorlar. Bir bardak su içmek için bulaşık yıkamak zorunda kalıyorum. Bazen de okuldan arkadaşları geliyor ve ders çalışırken sesten rahatsız oluyorum.
Ece: Arkadaşlarından sessiz olmalarını ya da bardakları temiz bırakmalarını rica etsen.
Ağabey: Burası hepimizin evi. Sınav dönemlerinde kimse her gün temizlik yapamaz. Ev arkadaşlarımın arkadaşları birlikte ders çalışmak için geliyorlar bize. O yüzden ses olması normal. Birbirimize anlayış göstermemiz lazım.
Ece: Yani evde kalmak çok rahat değil.
Ağabey: Eh, şöyle söyleyeyim. Sen en azından temizlik yapmak zorunda değilsin. Her gün odanız ve banyonuz temizleniyor. Evde bu işleri kendin yapmak zorundasın. Yurttaki yemekleri sevmiyor olabilirsin ama en azından sıcak bir çorba içebilirsin.
Ece: Yurtta kalmanın iyi tarafları var, kabul ediyorum. Yalnızca sınav ve ödev dönemlerinde biraz zorlanıyorum.
Ağabey: Bence arkadaşlarını biraz idare et ve onlarla konuş. Birlikte ortak kararlar alın. Işık ve ses sorunlarınızla ilgili konuşun. Hem belki seneye başka oda arkadaşların olur. Yurtta
kalmaktan vazgeçme bence. Belki iki sene sonra, şehre ve üniversiteye alıştıktan sonra sen de arkadaşlarınla ev tutarsın ama biraz sabret.
Ece: Tamam ağabey. Seninle iki sene sonra bu konuyu tekrar konuşalım. İkinci bardakları ben doldurayım.
Ağabey: Sağol, Ece.
6 - (s. 124)
N: Merhaba arkadaşlar, kanalıma hoş geldiniz. Ben Nihan, bugünkü konuğum Mehmet. Kendisi bir gezgin. Yani dünyayı gezmiş, dolaşmış, farklı kültürlerle tanışmış. Onunla seyahatleri ve tecrübeleriyle ilgili konuşacağız. Mehmet, sen anlat biraz.
M: Ben Mehmet. Ailem Hataylı. Ben de Hatay'da doğdum. Bunu özellikle belirtiyorum çünkü biliyorsunuz Hatay hem çok eski, tarihi bir şehir hem de kocaman bir mutfak. Künefe, içli köfte, tatlılar, dolmalar, kebaplar... Yani yemek kültürünün içinde doğdum ve büyüdüm. Şimdi de farklı ülkeleri gezip oranın geleneksel ya da ünlü yemeklerini yiyorum.
N: Peki, mesleğin ne? Parayı nasıl kazanıyorsun?
M: Şu anda bir gazetede gezi yazarıyım. Her ay Türkiye'de bir şehre gidiyorum. Bir de yılda 4-5 kez yurt dışına gidip oralar hakkında yazıyorum.
N: Peki, seni şaşırtan bir yer oldu mu? Yani, bir yere yüksek beklentilerle gidip hiç pişman oldun mu? Ya da gitmeyi pek istemeyip sonra oraya gidince "Buraya iyi ki gitmişim." dedin mi hiç?
M: Ya, inan her yerde bambaşka şeyler oluyor. Her gezi beni şaşırtıyor, çünkü her gezide farklı insanlarla tanışıp farklı yemekler yiyorum. Gezilerim hep sürprizlerle dolu. Dünyadaki farklı kişilerle tanışmak çok ilginç bir tecrübe.
N: Hiç sorun yaşamıyor musun?
M: Konaklama ile ilgili sorunlar olabiliyor bazen. Bazen iletişim sorunları yaşıyorum çünkü İngilizce ve Fransızca biliyorum ama o ülkedeki kişiler bu dilleri bilmiyorsa onlarla konuşamıyorum. Bazı kültürlerdeki kişiler fotoğraf çekmemi istemiyorlar. Ama genellikle hep olumlu tecrübelerim var.
N: Bize ilginç gezilerinden birini anlatır mısın?
M: Hımm.. Bir seferinde Afrika'da bir kabileye konuk oldum. Himbalar. Namibya'da yaşıyorlar. Yemek ihtiyaçlarını karşılamak için hayvan avlıyorlar ve ağaçlardan meyve topluyorlar. Kültürleri ve dilleri çok farklı. Hayvancılık da yapıyorlardı. Bu kabiledeki kadınlar da çok çalışkan, su taşıyorlar, ev inşa ediyorlar ve çocuk bakıyorlar. Bu kabile ile üç gün yaşadım. Kıyafetlerinden ve yaşam tarzlarından çok etkilendim. Himbalar bizim gibi banyo yapmıyorlardı ama temizlik için güzel kokulu otları yakıp, duman banyosu yapıyorlardı. Her gün vücutlarını bir macunla kaplıyorlar. Macun toprak gibi. Tam detayını ben de bilmiyorum. Ben orada kalırken tabii dil sorunumuz oldu. Neyse ki bir çevirmen bize yardımcı oldu.
N: Dünyada en sevdiğin yer neresi?
M: Hatay tabii ki. Ama "Türkiye dışında neresi?" diye sorarsan Küba derim. Küba'ya üç kez gittim. Küba'nın insanlarını, sokaklarını ve kültürlerini çok seviyorum. Herkese de Küba'ya gitmelerini tavsiye ediyorum.
N: Peki, sırada neresi var? Senin de bir listen vardır?
M: Bu yıl Sırbistan, Karadağ, Makedonya ve Bulgaristan'a gideceğim. Planları yaptık. Birkaç arkadaşım da benimle gelecek hatta. Balkan gezi yazısı planlıyorum.
N: Gezgin olmasaydın ne iş yapardın? Hayal edebiliyor musun?
M: Seyahatsiz bir hayatı düşünemiyorum açıkçası ama reklamcı olurdum herhâlde. Yani yaratıcılık içeren bir iş yapmak isterdim. Ama gene de sık sık seyahat ederdim.
N: En çok nasıl seyahat etmeyi seviyorsun?
M: En çok uçak ve trenle seyahati seviyorum. Özellikle uzun tren yolculuklarında farklı gezginlerle tanışabiliyorum. Uçakla seyahat etmek de çok pratik ve hızlı elbette.
N: Bu kadar çok seyahat etmek ne kazandırdı sana? Seni nasıl bir insan yaptı?
M: Seyahat etmek bana hayatta kalmayı öğretti. Dünyada milyonlarca kişi var ve herkesin hayatta bir amacı var. Açıkçası insanlarla tanışınca hayatın anlamı üzerine daha çok düşünüyorum. Bu gezilerle hayatımı daha anlamlı hâle getirmeye çalışıyorum.
BU KİTABI NASIL KULLANMALIYIM?
"Yeni İstanbul Uluslararası Öğrenciler İçin Türkçe" öğretim seti Avrupa Dilleri Ortak Başvuru Metninde belirlenen dil düzeylerine göre hazırlanmıştır. Öğretim setimiz A1, A2, B1, B2 ve C1 olmak üzere beş dil düzeyi için hazırlanmış kur paketlerinden oluşmaktadır. Her bir kur paketinde ders kitabı, çalışma kitabı, dinleme ve video kayıtlarına ait karekodlar yer almaktadır. Elinizdeki bu kitap Avrupa Dilleri Ortak Başvuru Metninde yer alan kazanımlara uygun olarak seçilen konu alanlarına göre düzenlenmiş 6 üniteden oluşmaktadır. Her bir ünite, üç farklı alt konuya ayrılmış ve ünite başlarında öğretilmesi hedeflenen beceriler, dil bilgisi konuları ve kelime grupları sunulmuştur. Ünitelerde yer alan bölümler ve bu bölümlerin nasıl kullanılabileceğine ilişkin bilgiler aşağıda yer almaktadır:
BAŞLANGIÇ ÜNİTESİ, A1 düzeyinden önce bir ara aşama olarak planlanmıştır. Bilindiği gibi Avrupa Dilleri Ortak Başvuru Metninin 2001 baskısında A1, A2, B1, B2, C1, C2 olmak üzere toplam altı düzey bulunmaktayken, 2017 baskısında bu düzeylere bir de "A1 öncesi" düzey eklenmiştir. A1 öncesi düzey, "öğrenicinin henüz üretici bir beceri edinmediği, bir dizi sözcük ile kalıplaşmış ifade dağarcığına sahip olduğu" (Council of Europe, 2017, s. 47) bir düzeydir. Bundan hareketle kitabın Başlangıç ünitesinde, öncelikle öğrencileri Türkçenin seslerine alıştıracak dinleme etkinliklerine ve duyduğu harfi ayırt etmesini sağlayacak sesletim çalışmalarına yer verilmiştir. Ardından öğrencinin günlük hayatta en çok kullanacağı temel sözcükler ve sayılar resimler yoluyla sunulmuştur. Ayrıca uluslararası öğrencilerin günlük hayatta en çok ihtiyaç duyacakları temel kalıplar (selamlaşma, nerede olduğunu sorma, telefon numarasını sorma-söyleme) diyaloglar biçiminde verilmiştir. Bu ünitenin işlenmesinde öğretmenden beklenen, herhangi bir dil bilgisi açıklaması yapmaksızın gösterme, beden dilini kullanma, görsellerden yararlanma, çok sayıda örnek verme gibi tekniklerle öğrencilere Türkçenin seslerini kavratması, günlük hayatta en çok gerekli olan sözcük ve kalıp ifadeleri öğretmesidir.
Başlangıç ünitesinden sonraki her bir ünite, üç farklı alt konuya ayrılmış ve ünite başlarında öğretilmesi hedeflenen beceriler, dil bilgisi konuları ve kelime grupları sunulmuştur. Ünitelerde yer alan bölümler ve bu bölümlerin nasıl kullanılabileceğine ilişkin bilgiler aşağıda yer almaktadır:
sample page excerpt — ALFABE
ALFABE
1 1 Dinleyelim, tekrar edelim.
A a B b C c Ç ç D d E e F f G g Ğ ğ H h I ı İ i J j K k L l M m N n O o Ö ö P p R r S s Ş ş T t U u Ü ü V v Y y Z z
Ünsüzler Ünlüler b, c, ç, d, f, g, ğ, h, j, k, l, Kalın: a, ı, o, u m, n, p, r, s, ş, t, v, y, z İnce: e, i, ö, ü
sample page excerpt — HAZIRLIK ÇALIŞMASI with 13 numbered pictures of classroom objects
HAZIRLIK ÇALIŞMASI
1 Resimlere bakalım. Kelimeleri numaralarla eşleştirelim.
Çanta ( ) Elma ( ) Kitap ( ) Kalem ( ) Bilgisayar ( ) Fincan ( ) Cetvel ( ) Hesap makinesi ( ) Defter ( ) Tahta ( ) Harita ( ) Kulaklık ( ) Saat ( )
2 Resimlere tekrar bakalım. Bir numara söyleyelim. Arkadaşımız eşyanın adını söylesin.
Örnek: 2 numara — Cetvel
HAZIRLIK ÇALIŞMALARI bölümünde ünitedeki konuya ilişkin öznel sorular, kelime çalışmaları gibi etkinlikler yer almaktadır. Bu bölümde amaç; konunun ve ünitede yer verilen okuma metninin anlaşılmasını kolaylaştırmak, öğrencinin konuya ve okuma metnine aşina olmasını sağlamaktır. Bu nedenle Okuma bölümüne başlamadan önce Hazırlık Çalışmaları mutlaka yapılmalı ve öğrencilerin ön bilgilerini harekete geçirmeleri sağlanmalıdır. Hazırlık çalışmaları esnasında mümkün olduğunca farklı öğrencilere söz hakkı verilmelidir.
OKUMA bölümünde öğrencilerin dil düzeylerine, ünitenin konu alanına, öğretilecek dil bilgisi yapısına uygun metinler seçilmiştir. Bu metinler okuma becerisini ölçecek etkinliklerle birlikte sunulmuştur. Burada öğrenciden beklenen; metne bağlı kalarak yazılı ve sözlü çalışmalar yapabilmesidir. Metinlerde kullanılan etkinlikler, öğrenciyi metne bağımlı bir dil kullanımından, metinden bağımsız bir dil kullanımına yönlendirecek şekilde düzenlenmiştir. Okuma esnasında dil bilgisi çeviri yöntemi kesinlikle kullanılmamalı; ders hedef dilde işlenmelidir. Öğrenciler, bilmedikleri sözcükleri bağlamdan çıkarmaya, eğer bağlamdan çıkaramıyorlarsa sözlük kullanmaya teşvik edilmelidir.
sample page excerpt — OKUMA, four short texts with photos
OKUMA
3 Aşağıdaki başlıkları uygun metinlere yerleştirelim.
ÖZEL GÜNLER
Evlilik yıldönümü / Anneler günü / Öğretmenler günü / Doğum günü
Türkiye'de Mayıs ayının ikinci pazar günü anneler günüdür. Biz anneler gününden önce annemize bir hediye alıyoruz. O gün annemize çiçekler ile hediyelerimizi veriyoruz. Sonra annem, babam ile hep beraber yemeğe gidiyoruz. Yemek yedikten sonra anneannemi ve babaannemi ziyaret ediyoruz. Onların da anneler gününü kutluyoruz ve hediyelerini veriyoruz. O gün herkes çok mutlu oluyor.
Ahmet ile ben 3 yıldır evliyiz. Biz her yıl evlilik yıldönümümüzü dışarıda kutluyoruz. O gün birbirimize hediyeler alıyoruz. Dışarıda güzel bir yemek yiyoruz ve eğleniyoruz. Bu sene yıldönümümüzü evde kutluyoruz. Çünkü bir ay sonra bebeğimiz doğuyor.
Biz ilkokul birinci sınıftan beri her 24 Kasım öğretmenler gününde öğretmenimize küçük, çeşitli hediyeler alıyoruz ya da bütün sınıf para topluyoruz ve büyük bir hediye alıyoruz. Biz öğretmenimizi çok seviyoruz çünkü o bize her gün yeni bir şeyler öğretiyor.
Ben Gözde. Doğum günüm 27 Aralık'ta. Senelerden beri farklı yerlerde doğum günü partisi yapıyo- rest of the faded excerpt
sample page excerpt — YA SİZ?
YA SİZ?
- Siz nerelisiniz ve hangi dili konuşuyorsunuz?
- Sizin en yakın arkadaşlarınız kimler?
- Sizin arkadaşlarınız nereli ve hangi dili konuşuyorlar?
YA SİZ bölümünde; okuma metni ile aynı konuda olan öznel sorular bulunmaktadır. Bu bölüm sayesinde öğrenciler metindeki konu hakkındaki düşüncelerini kendi hayat tecrübelerinden hareketle açıklayabilmektedir. Bu kısımda öğrencinin okuma metninden aldığı bilgileri kendi hayatı ile ilişkilendirerek anlatması amaçlanmaktadır.
DİLBİLGİSİ bölümü; Okuma bölümündeki metinde geçen dil bilgisi yapılarını, bu yapıların açıklamalarını ve kullanım örneklerini içermektedir. Ayrıca kursa katılma imkânı bulamayan kişilerin kendi kendilerine Türkçe öğrenmelerini kolaylaştırabilmek için dil bilgisi konu ve açıklamalarının İngilizce çevirilerine de yer verilmiştir. Her dil bilgisi açıklamasının ardından verilen dil bilgisi yapısına ait örnek cümleler, dilbilgisi alıştırmaları ve öğrencileri önceki ünitelerde öğrendikleri dilbilgisi konusu ile yeni dilbilgisi konusunu bir arada sunan pekiştirici alıştırmalar yer almaktadır. Bu bölümde, öğrencinin hedeflenen dil düzeyinde kullanması gereken dil yapılarının öğretilmesi hedeflenmektedir. Ancak unutulmamalıdır ki sadece dil bilgisini bilmek, o dilde anlama ve anlatma becerileri kazanmayı sağlamamaktadır. Bu nedenle dersler sadece dil bilgisi ağırlıklı yürütülmemeli; tüm beceri alanlarına eşit süre ayrılmalıdır. Öğretilen dil yapısı mutlaka okuma, dinleme, konuşma ve yazma etkinlikleri içinde pekiştirilmelidir.
sample page excerpt — DİL BİLGİSİ
DİL BİLGİSİ
Yönelme Durumu (Dative Case)
Fiilin yöneldiği, yaklaştığı varlığı gösterir.
This case indicates the object to which the verb gravitate.a, ı, o, u → -(y)a e, i, ö, ü → -(y)e
1. NOT: Ünsüz Yumuşaması: İki ünlü arasındaki "p, ç, t, k" ünsüzleri "b, c, d, g / ğ" olur.
Consonant Lenition: If there is one of "p, ç, t, k" between two vowels, they convert into "b, c, d, g/ğ".
p, ç, t, k → b, c, d, g/ğ2. NOT:
Ben + e → Bana
Sen + e → Sana
O + n + a → OnaÖrnek:
Her sabah işe gidiyorum.
Öğretmen derse başlıyor.
Kedi ağaca tırmanıyor.
Annem bana çay veriyor.
Öğrenciler kitaba bakıyor.5 Aşağıdaki boşlukları yönelme durumu "-(y)A" eki ile tamamlayalım.
- Pervin otobüs biniyor.
- Adam deniz bakıyor.
- Ben ev yürüyorum.
- Selin yurt gidiyor.
- Sen o yalan söylüyorsun.
Uzaklaşma Durumu (Ablative Case)
Bu ek, varlığın bir yerden ayrıldığını, uzaklaştığını gösterir. Varlığın yerinin değiştiğini bildirir.
This suffix indicates object is leaving away, and it's place changes.a, ı, o, u → -Dan
e, i, ö, ü → -DenÖrnek:
Taksim'de otobüsten iniyorum.
Aslı köpekten çok korkuyor.
Esra marketten geliyor.
Cenk işten çıkıyor.
Mustafa, Ali'den borç istiyor.6 Aşağıdaki boşlukları ayrılma durumu eki "-DAn" ile tamamlayalım.
four numbered items printed too faded to read
DİNLEME bölümünde; okuma bölümünde olduğu gibi öğrencilerin dil düzeylerine, ünitenin konusuna, öğretilecek dil bilgisi yapısına uygun metinler seçilmiştir. Bu metinler için öğrencinin dinleme becerisini ölçecek etkinlikler düzenlenmiştir. Metni dinlemeye başlamadan önce, öğrencilerden dinleme sonrasında yer alan etkinlikleri incelemeleri, dinleme sırasında bu etkinliklerdeki soruların cevaplarını aramaları istenmelidir. Metin bir defa dinlendikten sonra, eğer gerek olursa bilinmeyen sözcükler, konu ve yeni dil yapılarıyla ilgili açıklamalar yapılmalıdır. Ardından metin bir kez daha dinletilmeli ve öğrencilerin bütün etkinlikleri tamamlamalarına fırsat verilmelidir. Sonrasında dinleme etkinlikleri sınıfça beraber yapılmalı, gerek görülen noktalar öğretmen tarafından tekrar açıklanmalıdır. Dinleme esnasında kayıt öğretmen tarafından sürekli durdurularak metin bütünlüğü kesintiye uğratılmamalıdır.
sample page excerpt — DİNLEME, photo of the Kapalıçarşı interior
DİNLEME
9 3 Metni dinleyelim. Boşlukları dolduralım.
KAPALIÇARŞI
A: 1 neresi?
B: Burası Kapalıçarşı.
A: Şunlar 2?
B: Onlar turist.
A: Kapalıçarşı büyük 3?
B: 4, burası büyük bir çarşı.
A: Şurası kafe mi?
B: Hayır, orası kafe 5. Mağaza.
KONUŞMA bölümünde ünitedeki konu alanı doğrultusunda, öğrencilerin hem karşılıklı konuşma hem de sözlü anlatım becerilerini geliştirmeye yönelik öğrenci merkezi etkinlikler yer almaktadır. Müfredatı yetiştirme kaygısıyla bu bölüme ayrılan süre kesinlikle kısa tutulmamalıdır. Konuşma bölümünün işlenmesinde her öğrenciye eşit söz hakkı verilmeli, öğrencinin sözü kesilmeden konuşan öğrenci tüm sınıfça dinlenmelidir. Öğrencinin konuşma hatası varsa, iletişimi kesmeden doğru sözcük / cümle öğretmen tarafından tekrar edilmek suretiyle düzeltilmelidir. Özellikle başlangıç seviyesinde düzeltilmeyen konuşma hataları ileride kemikleşebilmektedir.
sample page excerpt — KONUŞMA, photo of two people facing each other with flags between them
KONUŞMA
11 Aşağıdaki soruları arkadaşımızla birbirimize soralım. Arkadaşımıza kendi ana dilimiz hakkında bilgiler verelim.
- Nerelisiniz? Ana diliniz ne?
- Ana dilinizde Türkçe'den farklı sesler var mı? Alfabenizde kaç harf var? Ana dilinizde hangi harfler Türkçede yok?
- Ana diliniz hangi dile benziyor? Türkçeye benziyor mu?
- Hangi dilleri biliyorsunuz?
- Kaç farklı dilde "Merhaba" ve "Seni seviyorum" diyebiliyorsunuz?
sample page excerpt — YAZMA, a social-media profile form with a hand holding a pen
YAZMA
10 Aşağıda bir sosyal medya sitesi için bir profil bilgileri var. Profili kendimiz bilgilerimizle dolduralım.
SOSYAL MEDYA PROFİLİ
HAKKIMDA
ADI:
SOYADI:
CİNSİYETİ:
MEDENİ DURUMU:
ÜLKESİ:
MİLLİYETİ:
ŞEHRİ:
ANA DİLİ:
MESLEĞİ:
EĞİTİM DURUMU:
YABANCI DİL BİLGİSİ:
TELEFON NUMARASI:
HOBİLERİ:
YAZMA bölümünde ünitedeki konu alanlarına uygun yazma etkinlikleri yer almaktadır. Bu etkinlikler bütünleşik beceri öğretimine uygun olarak okuma-yazma, dinleme-yazma, konuşma-yazma biçiminde yapılandırılmıştır. Yazma çalışması sırasında öğretmen sıraların arasında dolaşarak her öğrencinin yazdığından emin olmalı, yazmak istemeyen öğrencilere daha fazla ilgi göstererek onları cesaretlendirmelidir. Öğretmen mutlaka her bir yazma çalışmasına dönüt vermelidir. Dönüt verirken öğrencilerin yanlışlarını kırmızı kalemle çizip üstüne doğrusunu yazmaktan ziyade; yanlışın altını çizmeli, öğrenciden kendi yanlışını kendisinin düzeltmesini istemelidir.
sample page excerpt — İZLE - ÖĞREN, four video stills
İZLE - ÖĞREN
SAYILAR
1 3 Videoları izleyelim. Aşağıdaki soruları cevaplayalım.
- Mariam yaşında.
a. yirmi üç b. otuz üç- Onun telefon numarası .
a. 0508 038 86 89 b. 0508 308 86 89- Telefon TL .
a. 1550 b. 1750- Türkçe sınıfı katta.
a. üçüncü b. dördüncü- Ayşe'nin kardeşi var.
a. üç b. iki- Kantinde çay TL.
a. üç b. iki- Çantada kalem var.
faded options
İZLE - ÖĞREN bölümünde ünitenin kazanımlarının pekiştirilmesi ve öğrencinin gerçek ortamdaki dil kullanımını görmesi amacıyla hazırlanmış video çekimleri ve etkinlikler bulunmaktadır. Videoyu izlemeye başlamadan önce, öğrencilerden video kaydına ilişkin etkinlikleri incelemeleri, izleme sırasında bu etkinliklerdeki soruların cevaplarını aramaları istenmelidir. İzleme sırasında öğretmen kaydı durdurup öğrencilerden sonra ne olacağını tahmin etmelerini isteyebilir ya da siz olsaydınız ne yapardınız, gibi konu hakkında düşündürücü sorular sorabilir. Video kaydı gerek görüldüğünde ikinci kez izletilebilir.
GÜNLÜK İFADELER bölümünde öğrencinin günlük hayatta sıklıkla duyacağı ancak ders kitaplarında hepsinin yer almasının mümkün olmadığı ifadeler konu alanlarına göre listelenerek sunulmuştur. Bu bölümün işlenmesinde, öğretmen öğrencilerden ilk önce kitapta yer alan ifadelere hızlıca göz atmalarını isteyebilir ve bunlardan hangilerinin anlamını bildiklerini sorabilir. Öğrencilerin cevaplarına göre, daha önce hiç duymadıkları ifadenin anlamını tahmin etmelerini ister, onun yerine başka hangi sözcük/sözcük gruplarını kullanabileceklerini sorar. Öğrencilerin cevaplarına dönüt –düzeltme verir, her bir ifadeyle ilgili örnek bağlamlar oluşturur. Eğer olanak varsa, bilgisayarda bir arama motoruna o ifadeyi yazar ve o ifadenin en çok hangi sözcüklerle kullanıldığını öğrencilere gösterir.
sample page excerpt — GÜNLÜK İFADELER, word cards
GÜNLÜK İFADELER
SIKLIK İFADELERİ
Az · Asla · Daima · Hiç · Her zaman · Hiçbir zaman · Her gün · Kimi zaman · two faded cards
sample page excerpt — MİKROFON SENDE
MİKROFON SENDE
Bir pano hazırlayalım ve ülkemizi resimlerle tanıtalım.
Panoya ülkemizin bayrağını, haritasını çizelim.
Sizin dilinizde "Evet", "Hayır" ve "Tamam" ne demek? Yazalım.
Alfabemiz farklıysa örnek harfler gösterelim
MİKROFON SENDE bölümü öğrencilerin grup halinde çalışmalarına ve karşılıklı konuşmalarına olanak sağlayacak eğlenceli etkinliklerden oluşmaktadır. Bu bölümde öğretmen, öğrencilere ayrıntılı olarak oyunu/etkinliği açıklar, örnekler vererek her bir öğrencinin ne yapacağını tam olarak anlamasını sağlar. Öğrenci kendisinden istenenin tam olarak ne olduğunu bilemediğinde derse katılamamaktadır. Bu nedenle bu bölümde öğretmenin etkinliği ayrıntılı olarak açıklaması, sonrasında da öğrencilerin uygulamalarına dönüt vermesi, hataları varsa düzeltmesi gerekmektedir.
KENDİNİ ÇEK bölümünde öğrencilerden ünitedeki konu alanına uygun video çekmelerini ve bu videoları sınıfta paylaşmalarını isteyen etkinlikler bulunmaktadır. Bu bölüm öğrencilere ev ödevi olarak verilmeli, öğrencilerin çektikleri videolar sınıfta diğer öğrencilere izletilmeli, birbirlerinin videolarını değerlendirmeleri istenmelidir. Eğer sınıf kalabalıksa, elbette bir derste tüm videoların izlenmesi mümkün olmayabilir. Bu durumda öğretmen rastgele seçtiği videoları sınıfta izletebilir, geri kalanları kendisi izleyerek dönüt verebilir. Ancak öğretmen her derste sadece belli öğrencilerin değil, farklı öğrencilerin çektikleri videoları sınıfta izlettiğinden emin olmalıdır.
sample page excerpt — KENDİNİ ÇEK, collage of photos
KENDİNİ ÇEK
sample page excerpt — KÜLTÜRDEN KÜLTÜRE, three wedding photos
KÜLTÜRDEN KÜLTÜRE
EVLİLİK GELENEKLERİ
Türkiye'de gelin, düğünden bir gün önce "kına gecesi" yapıyor. Bu gecede sadece kadınlar oluyor ve türkü eşliğinde ellerinde kınalarla gelinin etrafında dönüyorlar. Kınayı kaynana yakıyor. Düğünde de gelin, ayakkabısının altına bekârların isimlerini yazıyor. Düğün sırasında bir kişinin ismi ayakkabıdan çabuk silinirse insanlar "O kişi en erken evlenecek." diye düşünüyorlar.
İskoçya'da gelin, düğünden bir gece önce aile büyüklerinin ortasına oturuyor ve onlara ayaklarını yıkatıyor. Bu gelenek, çiftin mutluluğunu sembolize ediyor. Düğünde ise gelin iki ayakkabısına da bozuk para koyuyor.
Bulgaristan'da düğünden önceki perşembe günü hamur ve maya karıştırıyorlar, özel bir ekmek yapıyorlar. Bu ekmek, yeni ailenin oluşumunu sembolize ediyor. Düğünde de gelin ile damada somun ekmeği veriyorlar. Bunlardan biri bu ekmekten daha büyük parça koparırsa "Evde onun sözü geçecek." diye düşünüyorlar.
- Sizce en zor ve en ilginç gelenek hangisi? Karşılaştıralım.
KÜLTÜRDEN KÜLTÜRE bölümü kültürler arası farkındalığı arttırmak amacıyla, kültürden kültüre değişen çeşitli konular hakkında bilgi veren metinlerden oluşmaktadır. Dil kültürün bir parçası olduğundan, yabancı dil bilmek aynı zamanda o dilin içinde geliştiği kültür hakkında bilgi sahibi olmak demektir. Bu düşünceyle hazırlanan Kültürden Kültüre bölümünde amaç; öğrencilerin çeşitli kültürler hakkında belirlenen konularla ilgili bilgi sahibi olmalarını sağlamaktır. Öğretmen bu bölümü işlerken önce öğrencilerden metinleri okuyup yorumlamalarını istemeli, ardından ".... konusu sizin ülkenizde/kültürünüzde nasıl?" diye sorarak öğrencileri konuşturmalı, ardından da o konunun Türk kültüründe nasıl yer aldığını açıklamalıdır. Bu bölüm işlenirken Türk kültürü empoze edilmeye ya da başka kültürler eleştirilmeye kalkılmamalıdır.
BİR ADIM ÖTESİ bölümünde derslerde sıklıkla kullanılan ve öğrencilerin bilmeleri gereken bazı kalıplar ve cümleler öğretilmektedir. Öğretmenden beklenen bu örnek cümlelere uygun bağlam oluşturmaları ve öğrencilerin verilen örnek cümleleri uygun bağlamlarda kullanmalarını sağlamaktır.
sample page excerpt — BİR ADIM ÖTESİ
BİR ADIM ÖTESİ
YOK / DEĞİL
1. Aşağıdaki cümlelerde doğru seçeneğin altını çizelim.
- O Türk yok/ değil.
- Türkiye'de okyanus değil/yok.
- Benim işim çok zor yok/değil.
- Bugün ofiste işim değil/ yok.
- Okulda kantin kapalı değil/yok
- Buzdolabında süt yok/değil.
- Buzdolabı çok pahalı yok/değil.
- Aç yokum/değilim.
- Fırında sıcak ekmek yok/değil.
- Odamda mavi bir masa yok/değil.
EĞLENELİM ÖĞRENELİM bölümünde her bir öğrenme ünitesindeki konuların pekişmesini sağlayacak eğitici oyunlar ve eğlenceli etkinlikler bulunmaktadır. Öğretmenden beklenen, bu bölümü işlerken tüm sınıfın etkin katılımını sağlaması, her öğrenciye eşit söz hakkı vermeye özen göstermesidir.
sample page excerpt — EĞLENELİM ÖĞRENELİM, a numbered crossword grid and a photo of stairs
EĞLENELİM ÖĞRENELİM
Aşağıdaki resimlere bakalım ve bulmacayı çözelim.
sample page excerpt — NELER ÖĞRENDİK?
NELER ÖĞRENDİK?
1. Aşağıdaki boşlukları uygun biçimde tamamlayalım.
- Eş ofis çalışıyoruz.
- Deniz' bebek bakıyorum.
- Arkadaş köpek korkuyorum.
- O kız ayakkabı model çok güzel.
- Yarın kardeş okul gidiyorum.
- Onlar otobüs iki saat sonra geliyor.
- O ev havuz var.
- Çocuklar hiç kitap yok.
NELER ÖĞRENDİK bölümünde ünitede yer alan konuların ne kadar öğrenildiğini, öğrencilerin nerelerde eksikliklerinin bulunduğunu saptamak amacıyla oluşturulmuş kısa sınavlar bulunmaktadır. Bu bölümün ünite bitiminde derste yapılması, öğretmenin öğrencilerin yanlış yaptıkları yerleri tespit ederek o konuyu yeniden özetlemesi önerilmektedir. Çünkü bir öğrenme ünitesi tam olarak öğrenilmeden yenisine geçildiğinde, bir sonraki konunun öğrenimi mümkün olmamaktadır. Bu nedenle öğrencilerin her bir konuyu tam olarak öğrendiklerinden emin olmak için, bu bölümün dikkatlice yapılması ve kontrol edilmesi gerekmektedir.
ÖZ DEĞERLENDİRME bölümünde öğrenciler, Avrupa Dilleri Ortak Başvuru Metninde yer alan kazanımlara ne kadar ulaştıklarını kendileri değerlendirmektedirler. Öğrencilerden her bir beceriyi bölümde verilen puanlama sistemine göre işaretlemeleri istenmektedir. Bu bölümde, öğrencinin her bir beceri için kendini değerlendirmesi ve eksik gördüğü becerilerde o beceriye ait olan etkinliklere dönerek tekrar çalışması beklenmektedir. Öğretmenin bu bölümün doldurulması konusunda öğrencilere rehberlik etmesi, tabloda yer alan maddeleri öğrencilere açıklaması gerekmektedir.
sample page excerpt — ÖZ DEĞERLENDİRME
ÖZ DEĞERLENDİRME
Bunları Türkçede yapabilir misiniz? Her cümle için kendinize bir puan veriniz. 1: Yapamam, 2: Biraz yapabilirim, 3: Yapabilirim, 4: İyi yapabilirim, 5: Çok iyi yapabilirim.
1 2 3 4 5 1. Ailemi, akrabalarımı ve çevremi tanıtabilir, bunlarla ilgili basit konuşma ve yazıları anlayabilir, bunları basit kalıp ve cümleleri kullanarak anlatabilirim. 2. row cut off at the lower edge of the excerpt
sample page excerpt — KELİME LİSTESİ
KELİME LİSTESİ
İSİMLER FİİLLER abla almak ağabey dans etmek ağız çalmak aile hissetmek amca yazmak anadil faded verb
KELİME LİSTESİ bölümünde, o öğrenme ünitesinde yer alan yeni kelimeler isimler, fiiller ve kalıp ifadeler olarak gruplanmış olarak sunulmaktadır. Konu seçimi, öğrencilerin dil düzeylerine uygun yapıldığından konularda yer alan bu kelimeleri öğrencilerin öğrenmesi beklenmektedir. Ünite bitiminde öğretmen öğrencilerden kelime listesine göz atmalarını istemeli, bilmedikleri kelime olup olmadığını kontrol etmelidir. Ayrıca öğretmen, kendilerine ait bir kelime defteri tutmaları, yeni öğrendikleri kelimelerin anlamlarını kendi cümleleriyle bu deftere yazmaları konusunda öğrencilere önerilerde bulunmalıdır.
KAYNAKÇA
Adalı, O. (2004). Türkiye Türkçesinde Biçimbirimler, İstanbul: Papatya Yayınları.
Aksoy, Ö. A. (1984). Atasözleri ve Deyimler Sözlüğü, Ankara: Türk Dil Kurumu Yayınları.
Banguoğlu, T. (2007). Türkçenin Grameri, Ankara: Türk Dil Kurumu Yayınları.
Council of Europe. (2017). Common European Framework of Reference for Languages: Learning, Teaching, Assessment, Companion Volume Provisional Edition, Language Policy Programme, Education Policy Division, Education Department.
Demir, N., Yılmaz, E. (2011). Türkçe Ses Bilgisi, Eskişehir: Anadolu Üniversitesi Yayınları.
Demircan, Ö. (2002). Türkçenin Ses Dizimi, İstanbul: D-R Yayınları.
Ediskun, H. (1999). Türk Dilbilgisi, İstanbul: Remzi Kitabevi.
Ergenç, H. (2002). Konuşma Dili ve Türkçenin Söyleyiş Sözlüğü, İstanbul: Multilingual.
Ergin, M. (2004). Türk Dil Bilgisi, İstanbul: Bayrak Basın Yayın Tanıtım.
Karaağaç, G. (2012). Türkçenin Dil Bilgisi, Ankara: Akçağ Yayınları.
Karahan, L. (2004). Türkçede Sözdizimi, Ankara: Akçağ Yayınları.
Korkmaz, Z. (2009). Türkiye Türkçesi Grameri, Ankara: Türk Dil Kurumu Yayınları.
Özsoy, S. (2004). Türkçenin Yapısı I: Ses Bilimi, İstanbul: Boğaziçi Ünv. Yayınları.
TDK (2011). Türkçe Sözlük, Ankara: Türk Dil Kurumu Yayınları.
TDK (2012). Yazım Kılavuzu, Ankara: Türk Dil Kurumu Yayınları.
TELC-MEB, (2013). Diller İçin Avrupa Ortak Öneriler Çerçevesi Öğrenim, Öğretim ve Değerlendirme, Frankfurt/Main: telc GmbH.
NOTLAR:
- Yazarlar tarafından hazırlanmayıp başka bir kaynaktan alıntılanan metinler, öğrencilerin dil seviyelerine göre yeniden düzenlenmiştir.